İçeriğe geç

EZAN; HZ.BİLÂL’İN MAKAMI, MİNARENİN MEKÂNIDIR.

8 Eylül 2018

Minare ve camiler Osmanlı devrinde plan, yapılış, ustalık ve süslemede önem kazanmış ve simgeleştirilmiştir. Caminin kocaman gövdesi, üstünde ki kubbesinin görünüşü, minareler sayesinde yumuşatılmış siluetleri anlam kazanmış ezan içinde minareler bir fonksiyonu icra etmiştir.

Taş basamakların bir merkez etrafında dönerek üst üste konması ve belli bir yükseklikten sonra son basamakla, şerefe denilen, bir insanın ancak sığabileceği genişlikte bir sahanlığın yapılmasıdır minare. Bu minareyi sarmalayan sahanlıkta müezzin dönerek ezan okur, her yöne sesini ulaştırırdı. Osmanlı devrinde minare, şerefe ve şerefenin mukarnaslarla minare gövdesinden genişletilerek yapılması, ayrıca müezzinin rahatça dönebilmesi için, yine taşların birbirlerine şekille eklenerek motiflerle süslenen taş korkuluklu minarenin görünüşü ile camiye uyum sağlaması amaçlanmıştır.

Ses cihazları icad edilmiş ama henüz camilere; kubbe, kemer, köşe trompları, ile caminin ses akustiği sağlandığından ve kur’an’ı okuyanın (Osmanlı devrinde imam ve müezzinlerin imtihanında aranılan özellikler) belagatı, ses güzelliği, makam, erkan, nağme, huşû içerisinde ki cemaatin gönlüne girdiğinde duyulan huzur, ses cihazları ile sağlanamayacağı için camilerde geç kullanılmaya başlanmıştır.

Daha sonra ses cihazına güvenen her imam müezzin ya sesi açarak ya tonlamalarını ayarlayarak sesini benzetmeye çalışmıştır. Bir zaman sonra teknoloji daha da gelişince müezzini veya ezan okuyan herhangi! birini görmeden de sesini duyar olduk. Minarelere çıkılmaz olmuş şerefe yerine minarenin kapı eşiğinde mikrofona ezan okunmaya başlanmıştır. Kapı girişi ve müezzin mahfili cihazları yerleştirmeye sığmadığından cami içlerine ilave kablolar yapılarak aletler ikiye bölünmüş bir kısmı kapı eşiğine bir kısmı da mahfilin konsoluna monte edilmiştir.

Tüfek icat oldu misali şimdi her ezan vakti bir başka birinin sesi duyuluyor. Makam, belagat, adâb, erkânın yokluğu, acemilik, iş olsunluk yetmezmiş gibi bağıran bir ses (niye her ezanda başka birinin sesinin duyulması, bağırmaktan kısılan sesin yerini başka biri alıyor olmalı); tak diye bir ses arkasından üç ayrı tuştan bap bup bip sesi. Ezan sonunda tuk birkaç saniye aradan sonra küt diye cihazın kapanış sesi.

Hicret sonrası, müslümanlar namazlarını eda etmek için vaktin gelmesini bekliyorlardı. Ezanı okuyacak kimseleri Hz.Peygamberimize bildirmişler ancak hiçbiri uygun bulunmamıştı. Peygamberimiz ezanın Hz. Bilâl Habeşi’ye öğretilmesini istedi. Hz.Bilâl Peygamberimizin beğendiği güzel sesiyle ezanı okudu. Bu olaydan sonra Ezan-ı Muhammedî İslam’ın şiarı olmuştur.

Mekke’nin fethinden sonra Hz. Bilâl Kâbe’nin üzerinden “Fetih Ezanı” da denilen Mekke’deki ilk ezanı okudu.

Ezanın güzel sesle ve adab-ı erkâna uygun okunması, Peygamberimizin dileği olduğu için bir bakıma sünnettir.

Tak tuk, pat küt ve bağıran bir ses; her yeri gezmedim ama gezdiğim yerler içerisinde bir tek Manisa’mızda var.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: