İçeriğe geç

TORBADAN HAFRİYAT=KESEDEN MALİYET

18 Eylül 2018

Dar sokaklar, iki yöne parketmiş araçlar, kaldırımları düzgün ama yürümüyor insanlar. Bir araç geçecek kadar ortada kalmış emsal-i tüneli tercih ediyorlar bir araç geldiğinde kaçacak (delik) boşluk arıyorlar. Köşe başlarında dörtyol ağızlarında mecburiyetten çöp konteynerleri. Bir de hafriyat artığı adım başı doldurulmuş torbalar yığın halinde. Belediyenin gelip almasını bekliyor.

Kentsel dönüşüm dediler, apartmanlar dönüştü dönüşemeyenlerde daireler dönüştü. İşte yapılan tadilat; yıkılan duvar, sökülen fayans, karo, kapı, dolap, doğrama, pencere, yerine montajlanıyor yenileri acele. Torbalar aşağı, dolaplar yukarı. Bu dönüşümlerde! Ne kadar özenilse de yapılanlar daha etiketleri, barkodları sökülmeden iki gün sonra demode oluyor.

Sektörel anlamda vektörel grafikler ivme kazanmalı ki güncel göstergeler torba sayısına bağlanmalı. Gibi bi şey.

Gelelim Türkiye dışına: Ev değil, köy değil, semt değil, koca şehir korumaya alınmış belki 200-250 senedir aynı. Ne rengi ne kapısı ne bacası değişmemiş. Araç yok çoğu otoparkta. Yasaksa, herkes uymakta.

Tadilat tamirat ne? Ödleri patlıyor; kapının sapını, pencerenin ispanyoletini, banyonun kurnasını, mutfağın dolabını, merdiven küpeştesini, değiştireceğim diye. Bi apartman giriş kapıları var bizim Hükümet Konağında yok. Harçla yapıştırılmış beyaz fayanslar, işleme desenli karolar, sürtünmekten aşınmış kapı pervazları, çarpılmaktan zor kapanan kapı kanatları, hiç açılmamış pencere vasistasları…

Yeni yapıyorlarsa: Kütüphane, müze, kilise, konser salonu, opera binası, spor salonu, tiyatro binası, okullar. Yani halkın kullanacağı kamusal yapılar, sosyal tesisler. Son derece modern mimari eserler, dünya mimarlık literatüre girecek şekilde projelendirilmiş binalar. Halkının eviyle villasıyla kasıldığı değil, kentine kimlik kazandıran, mimarıyla sanatçısıyla gurur duyduğu, mimarisiyle övündüğü, modern çağdaş görünümüyle; yabancıların kente akın ettiği, sokaklarında meydanlarında turistten geçilemediği, her türlü güncel yapı malzemelerinin kullanıldığı, hatta o yapı için yeni malzemeler üretildiği marka yapılar ile diğer kentlerden öne geçme çabalarıdır.

Bizde derken genelden bahsediyorum. Evlerimizin tadilatı kesmedi, kentleri dönüştürmek için koca yapıyı kökten yıkıyoruz. Bir ucûbe gidiyor bir acûze geliyor. Kentmiş; caddesi mi, meydanı mı, parkı yeşil alanı mı, konser, konferans salonu mu, müzesi mi var? Kentimizin neresiyle gurur duyalım?

Üç tane çam, iki tane süs eriği, yeşil yerine beton kaplı adına peyzaj dediğimiz her yeşilde kullanılan taşlar. Her köşesine çocuk oyuncağı diye tutturduğumuz, çocuğunuz bağırış çağırış atlayıp zıplar oynarken pencereden ateş eden, önü açık, parka, yeşil alana bakıyor diye ev alan insanlar.

Köy mü şehir, şehir mi köy? Herkes köşe bucak kaçmak istiyor, emekli olsam da şuraya yerleşsem diye. Hayalden öte değil istekler. Ne çocuklar bırakıyor ne torunlar hep dilekler hep dilekler.

Okula bu sene yeni başlayacak en küçük kız torunum Zeynepsu şarkı söylüyor.

Ellerim tombik tombik,

Kirlenince çok komik.

Kirli eller sevilmez,

Güzelliğin görülmez.

Saçların bakım ister,

Hele dişler hele dişler…

Her şeye yeniden başlamak mı lâzım acaba?

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: