İçeriğe geç

LAF SARUHANBEY HEYKELİNDEN AÇILMIŞKEN…

26 Eylül 2018

Saruhan Bey’in türbesinin önünde parkın içinde kaftanlı bir duruş modelinin heykeli. Saruhanbey kaftan giymiş mi bilmiyorum. Bir adımı önde duruyor, durabilir her faninin yapacağı hareket, başında kavuğu benzer birşey var, takmış mıdır bilmiyorum.

Saruhanbeyin türbesi yıllar önce yapılmış 65 sene öncede vardı doğu tarafı çangıl ot çöp kokar ağaçlı kel akasyaların cılız halleri ile batı yönünde türbeye tepeden bakan ev dizisi vardı. Önleri izmir caddesinden merdivenle hem de hatırı sayılır dinlenme sahanlığı terası olan merdivenle çıkılan sokağa bakan arka cepheleri de türbe ve küçük bakımsız koruluğuna bakıyordu. Gündüz bile ürperti veriyordu çocukluk hayallerime.

Saruhanbey’in türbesi mi? ‘Saruhan Baba Zaviyesi’ olduğu söylendiğine göre bir tarikat şeyhi mi yatmaktadır? Herhangi bir kesinlik yoktur. ‘Saruhan Baba’ diye bir tarikat şeyhinin yattığı da söylenir. Türbenin kitabesi olmadığı için bilinmemekte. “Maksad bir amma rivayet muhtelif.”

Türbe giriş kapısının doğusunda iki mezar taşı bulunmaktadır. Bunlardan Biri Manisa’da ‘Tarihi Mekânlar Mezar Taşları ve Kitabeler kitabında:’ Saruhan Türbesi’nin türbedârı es-Seyyid Selim Efendi’ye diğer mezar taşı ise Mevlevi Seyyid Mehmed Dede’ye aittir. (Manisa’da Mevlevilik Tarihi’nin şöyle bir uzun uzadıya araştırılması ve belgelenmesi gerekir.)

Çünkü az üstünde Alibey Camisi’nin bahçesinde Mevlevi imaretinin olduğunu ben iyi hatırlıyorum.

Bu bölgede yani Alibey camisi dahil, daha doğrusu Manisa’da ki bir çok caminin bahçesinde düzenleme, peyzaj yapan belediye başkanı Rahmetli Adil Aygül’ün zamanında Alibey camisi ve türbe çevresi de elden geçirilmiş Saruhanbey’in heykeli de tarih öğretmeni Cengiz Hoca tarafından yapılmıştı.

Camilerin bahçeleri düzenlenirken bazı mezar taşları bazı camilerin hazireleri kayboldu veya taşları Alibey camiinde olduğu gibi kademelendirilen cami bahçesinde kademe duvarı istinad duvarı taşı olarak kullanıldı. Saruhanbey’in koruluğunun içerisinde de kimlere ait olduğunu bilmediğim çocukluğumda hatırladığım bir kaç belki de bir çok mezar taşı, hazire yok oldu. Dayıoğlu belediye başkanlığı döneminde bu mahallin en yükseğine kuşçular kahvesi yapıldı. Ev dizisini kamulaştır meydan park açık alan yap türbeyi korumaya al. Sonra çok boş kaldı deyip kahve, çayhane ilaveler yap. Kamulaştırması yapılan malikler mahkemeye gitse hakederler yıkılan evlerini ama kimin umurunda. Adalet çalışmayınca hakkaniyet gözetilmeyince hak aranmıyor.. Amaç başka sonuç bambaşka.

Saruhanbey ile Merkez Efendi heykelleri anlatmakla olmaz bir yazı dizisi olabilir. Bakımları ve kim oldukları yazılmalı bir taraflarına. Ama kavşağın orta yerinde ki Merkez Efendi kimdir bu deyip merak edenler hayat hikayesini okumaya heykelin yanına giderken ilk yardım çantasını yanlarında götürmeyi unutmasınlar.

Bir özelliğimizden daha bahsedeyim. Bu tür 500-600 yıllık eserlerimizi kucaklamakta üstümüze yok. Kendimize benzetmişiz. Hani yolda bir tanıdığımızı görürüz orta yerde sarmaş dolaş öpüşürüz şimdi yeni çıktı üç defa öpüşülüyor. İki yanaktan şap şup sonra bir yanaktan daha şap. Bu eserleri de öpmek istercesine sarmalamışız ucube binalarla.

Manisa’da çok cami var Osmanlıdan kalma. Alışmışız artık, başımızı kaldırıp dahi bakmıyoruz. Çoğunun hikayesi yalan yanlış. Yapılışı, kitabesini okursan biliyorsun kitabesi yoksa sallıyorsun. Tarihimiz; tahmin, belki, kabul, kadim… kelimelerinin satır aralarında kullanılmasıyla oluşmuş.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: