İçeriğe geç

HARRAN’A PLAN HEM DE EN GALLABİSİNDEN.

30 Ekim 2018

Masallar ‘Bir varmış bir yokmuş’ diye başlar. Masal şehir derler efsanelere, eski geleneği, kültür ağırlığı olan şehirlere. İşte bir masal şehrimiz daha ‘Eskiden…’ diye başlanarak anlatılan.

‘Urfa Tarihi Kentler Birliği’ toplantımızın son günüydü Harran Gezisi. Bilmem kaç kilometre uzunluğunda beş ila altı metre yüksekliğinde şimdi yıkık tabii duvarlarla çevrili dış kalesi medeniyet göstergesi iç kalesi, restore ediliyormuş ve dış kale ile korunmuş kümbet sivri ama tepeleri yuvarlatılmış Harran Evleri her odası çatı ve dam yerine bir kümbet ile örtülü, dışarıdan evin kaç odalı olduğu kümbetleri sayarak görülebiliyor. Duvarı da kümbeti de her yanı toprak kerpiç yapılı, çamur sıvalı duvarları bölgenin yaz sıcağında adından da belli ‘Har.’ Yazın serin, kışın kara iklimine direnircesine sıcak bu evlerin içleri.

Kıl çadırda ağırladılar bizi üzeri yamalı, kıldan yapılmış parçalı bulutlu gökyüzü gibi alttan çomaklarla desteklenmiş kilimlerin altında, güneşten kafanızı sağa sola kaçırdığınız, oturduğunuz divanda kıçınızı kaydırdığınız güneşten kaçmak için verdiğiniz mücadelede ne konuştuğunuzu ne anlatılanları dinleyemediğiniz Harran’ın en harlı zamanında bu çadırımsı gölgeliğin altına oturttular. Kümbetli evlerden birini her halde çakma olmalı pek düzgündü çünkü karşıdan seyrettik bizim karşıdan seyrettiğimiz ev bize baktı biz eve, bir gözümüz gördü diğer gözümüz görmedi gibi bir şey. Bu gölgelik altında güneşle boğuşacağımıza bu evde oturup yöresel içeceklerden içebilirdik oysa tepsi tepsi gelen çaylardan gına geldi.

Harran Suriye sınırımızın uç noktalarından biri sınıra 12 km dediler halkı araplardan oluşmuş misafirperver bir ilçe. Ağırlanmaya karşılanmaya yedirmelerine içirmelerine haşa lafımız olamaz ama kültürü geleneği yaşatmak halkı bu yönde bilgilendirmek yöneticilerin işi.

Harran’da nüfusun artması için sebep yok denilecek kadar az. Bölgede doğumlar ile artan bir nüfus olmalı bir de yeni yeni başlanan tarım bu da nüfusun artmasına bir sebep değil. Ama ülkemizin değişmez modası, hepimizin üstüne uyan yakıştığını zannettiğimiz bir imar plan kıyafeti var ya. O kıyafet bölgemize yerleşimimize bir hastalık getiriyor. Gelenekten, bölgesel değerlerden, geleneksel yapılaşmadan, kültürden, yıllarca birikmiş örf adetimizden zenginliğimizden kopma hastalığı. Harran’a da bu hastalık bulaşmış yeni plan yapılmış içim acıyarak baktım daha doğrusu bakmadım. Biz de olan evler buraya da yapılmış. Ha Soma, Saruhanlı, Ahmetli ha Harran.

Halbuki Harran kümbetli evlerin benzeri hatta kopyası İtalya’da Turulli kasabasında var. İnsanlar dünyanın her yerinden bunları görmek için Turulli’ye geliyor. Geçimleri turizm. Biz en batıdan en güneye gittik, zamanda yolculuk yaptık, Göbeklitepe’de 12500 yıl önce ki eşsiz medeniyet kalıntılarından bulgularından sonra, insanlığın dünya tarihini değiştirdiği medeniyetler ülkesinde eşi benzeri olmayan kümbetli evleri, evi göremeden, içine giremeden, anlattıklarını zaten dönerken unuttuğumuz bir Harran gezisi’nden; tam medeniyetin eşiğinden atlayacağımız yerde ayağımız havada, gözlerimiz şaşkınlıktan açık, kulaklarımız çınlar vaziyette, hayretler içerisinde Harran’ın har sıcağında kala kaldık.

Otobüse bindiğimde yemekteyken; tekstil ürünü bez torba içerisinde verdikleri, renkli fotoğrafları, süslü lafları bol, ama gözümle gördüklerimin müteessirliğinde umutsuz dalgınlığımla Bir varmış bir

yokmuş diye başlayan masal kitaplarını tekstil yapımı torbasıyla oracığa bıraktım.

From → ANADOLU'DAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: