İçeriğe geç

KULADOKYA DEĞİL ORASI, PERİBACALARI BURASI.

30 Ekim 2018

Ankara yolundan gözüküyor. Bir yerleşimde önce minareler sonra basık yer evlerinin bacaları çingene kiremidi kaplı damları gözükür sırasıyla. Biraz daha yaklaşınca insanların yüzleri o köyün halkı hakkında kısaca bir bilgi verir, intiba uyandırır ziyaretçilerde.

Peribacaları da öyle önce sırtını tepeye dayayarak ön yüzünü gösterir sonra bir heykeltraşın çekiç ve keski darbelerini yemişcesine arka tarafı oyulur, yontulurken boyu bosu ortaya çıkar. Tepesinde sekiz köşe kasketiyle işte bu bizim peribacamız deriz. Günler aylar yıllar geçer; yağmurlar, tepeden inecek yer arayan derecikler, güneş, fırtınalar, Gediz boylarında söğütleri yalayıp gelen, başaklara boyun eğdiren esintiler, başlarında kavak yelleri esse de koloni haline gelir birbirleri ile sohbet eder gibi geleni geçeni, ziyaretçileri konuşur periler.

Buraya gelen ziyaretçilerden Kula’lıların haberi olmaz. Geçerken uğranacak mesafededir Ankara-İzmir yoluna. Hatta Ankara’dan gelirken yeni yeni yontulmaya başlayan sırtları yamaçta gözleri yolda periler öncü gibi karşılayıcıdırlar. Burası son virajı alınca karşınıza çıkıverir. Bazen geçer geri manevra yapmak zorunda kalır arabalar. Kurnası borudan, duvarı kerpiçten, boyası kireçten, çınar yerine Dut’u olan çeşme başında durduklarında soluklanan yolcular, hayretle başlarını kaldırdıklarında şapkaları düşer ama periler önce gelenlerin şapkalarını almış da başlarına geçirmiş gibi seyrederler tepeden tepeden.

Gediz şimdiki şapkanın yerindeymiş yıllar önce, oradan akıyormuş. Aşındıkça yatağı, boşaldıkca suları, katman katman toprağı, çökelti izleri çakılları. Coğrafyacılar, yer bilimcileri heyecanla anlatırlar. Dünyanın evrelerini burada. Elleri havada gözleri yabancılarda, bir perinin üstünü işaret ederler bir katman çizgilerini. Milyon yıl olmuş derler. Karşı sırtların üstünde ki Tabala Kalesi’ne bakınca doğru söylediklerine akıl erer.

Asfalt yoldan yokuş yukarı yürümek yorsada perilerin hayranlığı, güzelliği, yorgunluğu hissettirmez. Sarnıç, Çakırca Köyüne doğru arabalar giderken karşı sırtları yeni yeni yurt tutmaya başlamıştır periler. Çakırca’ya gelindiğinde köşeli sütunları birbirine kerestecilerin kerestelerini kavaklarını duvara dayar gibi duran bazalt sütunlar yeraltından hep birlikte fışkırmıştır. Burada peribacalarına benzemeyen farklı bir sülale yaşar. Dünya tarihi, hatta yeraltında olup biten hikayeleri oluşumları anlatmaya gelmişlerdir yer yüzüne.

Ziyeretçilerin arkalarında fon oluşturan bu bazalt sütunların üstüne askerlik hatırası Kula Manzarası yazmaya gerek kalmaz buna benzer kayalar Kula’dan başka yerde yoktur çünkü.

Bazlama, gözleme yemeden, ayran içmeden hatta önünüz kışsa Tarhana, bulgur, pekmez almadan Çakırca’dan ayrılmayın daha görülecek çok yer var acıkırsınız.

From → KULA

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: