İçeriğe geç

HASTALIK HIZLA YAYILIYOR.

30 Ekim 2018

Aydın taraflarında Buharkent var suyun mutfaklarda, kaynatılmadığı bir bölge. Kışın sis dersiniz ama sıcak suyun buharıdır, ovada hafif esintiyle gelinlik giymiş kız gibi salınarak dolanır durur. Cazibesi zengin firmaları cezbetmiş ki kız ister gibi şirketlerine almışlardır sıcak su kaynaklarını.

Adı buharkent ama artık oradaki sözde kentte yaşayan halk taşınmaya başlayacak. Her ağaç, incir, ot, her yeşillik, geçim kaynakları kuruyor. Tarladaki ekin, bahçedeki sebze, ağaçtaki meyve gelin gibi süzülen dediğimiz buharla buharlaşıp yok oluyor.

Bu canlı örnek gözümüzün önünde dururken yani evde hastalığı yüzünden okunan yakınımız gün gün solup giderken doktora götürmediğimiz gibi bu çaresiz bölgeyi örnek almıyoruz. Buharkent yöresi Menderes havzası, antik tarihin beşiği nereye örnek olacak? Örnek olunacak bölge Ege’nin ikinci havzası Gediz Ovası. Burası da aynı antik çağlarda farklı yörelerde yaşamış medeniyetlerin kentlerin toplaştığı bölge.

Her iki havza da insanlığın bereketli topraklardan dolayı yaşadığı yıllar önce yerleştiği, geliştiği kentler oluşturduğu bölgeler. Şimdi ise insanlığın yaşanmaz olacağı ot bitmez, kuş uçmaz, kervan geçmez çölleşeceği topraklar.

Gediz havzası, Alaşehir ovasında parlak nikelajlı boruların bacası tüterken paslı kalın borular amazon ormanındaki anakonda yılanı gibi kıvrılarak dolaşmakta, altından eğilerek geçersiniz. Buhar bir yandan, sözde reenjeksiyon yapılması gereken sıcak su dereleri öte yandan, önce toprağı bor ve arsenik ile zehirlemekte sonra asmalar, ağaçlar kurumakta. Önce yeşiller hastalanıyor sonra yeşili seven insanlar işte o zaman göç hızlanıyor.

Hastalık yayan bu salınarak gezen gelin evde huzur bırakmıyor kaynana kayınpeder evcek birbirine girer gibi şimdi Sarıgöl kehribar tanesi üzümlerin mevsiminde korunduğu mevsiminden sonra arandığı bu kehribarlara sirayet etmiş.

Bağını bahçesini tarlasını takkesini bi defalık iyi fiyata tav olup satanlar para bittikten sonra asgari ücrete talim edecekler. Şimdi her yıl bankadan para çeker gibi günü geldiğinde üzüm paraları dertlere deva, evleneceklere imkan sağlar.

Sarıgöl halkı üzümle uğraşmaktan, pazar arayıp satmaktan, işletmelerden tüccardan para alacağım diye kuyrukta beklemekten buharla uçup gidecek hayatlarının geleceğini çözemezler, yöneticiler adı üstünde bu işi yönetmeleri, bölgelerini korumaları, her geçen gün değeri artan gıda ürünleri, tarımın, kehribarların kaderiyle oynatmamaları gerekir.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: