İçeriğe geç

YENİFOÇA’DA MUCİZE.

30 Ekim 2018

Yenifoça’da günlerdir kurulu, telaşlı, Yenifoça’lılar oyunculardan daha heyecanlı günler geçirdikleri bir film seti var. Önceden hazırlanmış olmalı Adara Sineması’nın ön cephesi. Arkası araç gereç, araba, masa, sandalye, ıvız zıvır, pılı pırtı, filmde kullanılacak ne varsa, açık depo. Sahilde çevriliyor konusu konuşmalardan anladığıma göre Mucize 2 imiş.

Yenifoça sahil düzenlemesini iki yıl önce İzmir Büyükşehir yapmıştı araç, yaya, bisiklet yolu, plaj ve kafeler restorasyonları ile modern hale getirilmişti. Zaten ondan sonra Yenifoça’ya akın olmaya başladı. Boğazda Lüfer Palamut akıntısına kapılan İstanbul’lular soluğu Yenifoça’da alıyorlardı. Bunlar Yunus Peygamber gibi Yunus’un değil de Palamut’un karnında mı geldiler bilemiyorum. Bizim balıkçıda Palamut’ları görünce dilimlerken İstanbul’luları da doğrama dedim.

Neyse liman da bitti, yatçılar da geldi mi ekmek on su beş lira Semerci ile arayı sıcak tutun derim.

Film seti Semerci Kıraathanesi’nin yakınında. Sahilin yeni modern haline doyamadan filmciler eskitmişler. Kumsala sazlardan yapılmış çayhane, dondurma barakası, pılı prtı tezgahı yapmışlar, etekli, eski modaların yansıtıldığı giyim kuşamlı kadınlar dolu. Kot pantolandan gına gelmişti zaten. Benim bisiklet yolu kumla örtülmüş, toz toprak kaplı yolda eski model pleymut, ford, amerikanlar, gidip gidip geliyor.

Plajdan denizin içine uzanan ahşap derme çatma iskele yapmışlar. Set herşey eski olduğu için setin yapımı, organize olunması kolay olmuş.

Polisin müdahale edilmesini istemediği trafik kazalarındaki gibi meraklılar filmin sahnesine girmesinler diye şerit çekilmiş. Şerit boyunca gidip gelen bir görevli lütfen fotoğraf çekmeyin diye ikaz ederken foçalı foçasız her bir insan merakla bekleşiyorlar. Bir sahne, bi daha bi daha çekilirken çekilin ben oynayayım bi defada iş biter diyesi geliyor insanın.

Amansız telaşın yanında kasalar, çantalar, alet edevat, ışık, şemsiye, megafon, kameralar, çeken çekmeyen, boş gezen, naylon şeridin öte tarafında biz meraklılar filmi anlamaya çalışanlar şeridin beri tarafında.

Rejisör koltuğunu biri taşıyor, adam hiç oturmuyor ki hop orda hop burda. Kamerayı şuraya koyun, sen oraya, hey sen buraya. Bir o kameraya bakıyor bir bu kameraya. Mimarız ya bakış açılarını kamera kotlarını, rejisörün oturmadığı kadar telaşını anlayabiliyorum. Güzel bir film olacağı her şeyinden belli.

Puanlı volanlı şapkalı kızlar, döpiyesli kadınlar, fötr şapkalı kolasız yakalı kravatlı gömlekli erkekler, harrr diye geçen üstü açık bir şevrole.

Baş rol oyuncusu olsa gerek, askılı pantolonlu şahıs ahşap iskeleye doğru yürüdü iskelenin sonunda durdu denize karşı. Rejisör baktı, çikolata kağıdı kaplı yansıtıcılar çevrildi, her şey tamam iskele sonundaki oyuncu kumsala döndü. İskelenin başında bekliyor. Biri saydı bir, iki, üç, sahne baş rol oyuncusu iskeleye hızlı adımla adımlarla diyemiyorum bir bacağı sakat, sağlam bacağıyla sakat bacağını ahşap iskele üstünde yürürken öyle bir sürüklüyor ki pes, demin ki adam değil sanki. İskelenin ucuna geldi üç defa denize karşı haykırdı. Yanına Mucize filminden tanıdığım karısı geldi, elinde fortmeniyle.

Üç veya dört hafta da olabilir, hala burdalar. Her hafta Yenifoça’da ki sözde Adara Sineması’nın afişleri değişiyor. Geçen hafta Behiye Aksoyun ‘Kederli Günlerim’ filmi vardı. Bu hafta ‘Battal Gazi Destanı’ ile Belmando ile Alain Delon’un oynadığı benim çok eskiden seyrettiğim ‘Barsalino Çetesi’ filmi oynuyor.

Tahtadan, arkası boş, afişi nostaljik olan sinemayı gören Yenifoça’lılar toplaşmışlar belediyeye sinema istiyoruz diye dilekçe vereceklermiş.

Modern sahil, yelken yat, sörf kulübü, yat limanı, akın akın kompela. İşte şimdi Yenifoça Yenifoça oluyor. Yenifoça’ya yeni yapılanlar biz eskileri eskitmezse tabii.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: