İçeriğe geç

MANİSA HUZUREVİ VAKFI (1)

3 Ocak 2022

      Geçen Cuma günü: Manisa Huzurevi Vakfımızın 30 yıldır vakfımız ile özdeşleşmiş Gönüllü Hanımları bir otelde yemek organizasyonu düzenlediler. Yemeğin amacı, kendi grup üyeleri ile pandemi döneminden önce başladığımız ikinci yaşlı bakım ünitemizin bağışta bulunan hayırseverlerimize (hanımlarına) teşekkür etmek ve plaketlerini takdim etmekti. Basından takip etmişsinizdir.

       Gönüllü hanımlar başkanı eşim İnci Açıkdil (Bu görevi gönüllülük usulü ile devralıp devrediyorlar.) 

         İnci Açıkdil konuşmasında: 

        ………….1976 yılında kurulan vakfımız, 1994 yılında bağışlar ile tamamlanan binamızda, o yıllarda toplumumuzun muhafazakar tutumu ve anlayışı ile az sayıda yaşlıya hizmet vermeye başlamıştır.

       Eski yıllardaki muhafazakar tutum, günümüze gelindiğinde huzurevlerinin bir ihtiyaç olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

       Vakıf binamızda yapılan tadilat ile, 2016 yılında birincisini 2020 yılında da ikincisini yaptığımız özel bakım servislerimizde temel ihtiyaçlarını gideremeyen 45 yaşlımıza hizmet verecek kapasiteye ulaşmış olduk. Şu anda 30 yaşlımız bu özel bakım hizmetini almaktadır.

        Normal, ayaklı yaşlı tabir ettiğimiz 52 yaşlımız vardır. Toplamda kapasitemiz 97 kişidir.

      Vakfımızda sosyal hizmet uzmanı müdüre hanım, yine sosyal hizmet uzmanı müdür yardımcısı, kurum doktoru, psikolog, fizyoterapist, ön muhasebe elemanı, beş hemşire, onbir yaşlı bakım teknikeri, dört yaşlı bakım elemanı, dört temizlik elemanı, olmak üzere 30 çalışanımız mevcuttur.          

       Ayrıca sözleşmeli olarak destek aldığımız, Nöroloji uzmanı, ortopedist doktorlarımız da haftanın belirli günlerinde hizmet vermektedirler…………….

Açıklamalarda bulunduktan sonra plaket takdim törenine geçilmişti.

     İşte; 1976 yılında Vakıf olmuş, 1986 yılında inşaatına başlanmış, 1996 yılında da yaşlı kabulüne başlanmış Manisa Huzurevi Vakfı 1976’dan bu yana 45 yıldır Manisa’da ilk ve tektir. 

    Çocukluğumun bir çok anısının daha dün gibi hafızamda olduğu bahar mevsiminde başlayıp sonbaharda neticelenen üç dört ay süren bağ hayatımız şimdiki Hafsa Sultan Mahallesi’nin bulunduğu bölgede Altınçukuru mevkiinde geçmişti. Kirazın, eriğin birçok çeşidinin yanında incirin bardacığından lopuna, taş bademinden diş bademine, üzümün misket, şam, siyah, razaki, tabiiki kehribar tanesi çekirdeksiz üzümüne kadar bir çok meyvenin bulunduğu lezzetleri hala damağımda olan bağımızdaki yaşantımda: Kocagudo isimli köpeğimin arkadaşlığı, ağabeyimlerden kalan philips marka bisikletimin aşkı, hala anılarımda dururken, sapantayla ayaklarımın ucunda ağaçtan ağaca izlerini sürdüğüm şimdi nesilleri tükenmiş, ötüşleri susmuş kuşların nağmeleri kulaklarımdadır. Altınçukuru tabiri, hakikaten geçimimize destek sağlayan bağbozumundaki üzüm çuvalları, tımarın adı gibi herbiri altın değerindeydi.

    Ancak yıllar sonra gecekondulaşan Manisa’da gecekondu yapılaşması bizim bağımızı da sarmalamıştı. Satmak zorunda kaldığımız bağımız, önce tek katı yapılmış olan evimizin diğer iki katını tamamlatmıştı. Manisa Lisesi’nden sonra üniversite imtihanlarına hazırlanırken babam, kırmızı ahizeli bir telefon almıştı eve. İstanbul Yıldız Teknik Akademisi Mimarlık Bölümü’ne gittiğimde anlamıştım meğer babam iletişim için altyapı hazırlıyormuş. Oturma odasındaki büfemizin üzerinde duran akşamları babamın daha çok ajans dinlediği lambalı Philips marka üzerinde dantel örtü bulunan  radyonun yanına annem, üzerine dantel örtüsünü yaptığı telefonu yerleştirmişti.

     Yıldız Mimarlık Fakültesi’nden 1973 yılında mezun olup Manisa’ya döndüğümde babam telefondan neredeyse her akşam olmasa da iki akşamda bir Eşref Orcan amcayla uzun uzun konuşurdu. Zaten çok az çalan telefon, akşam yemeğinden hemen sonra çaldığında Eşref amca arıyor derdik. O kadar uzun konuşuyorlardı ki annem, büfenin yan tarafı ile duvar arasındaki boşluğa bir sandalye yerleştirmişti. Babam artık oturarak konuşuyordu. Bu konuşmaların tamamı Huzurevi ile alakalıydı. Huzurevine yer aranmasından tutunda, inşaatına, bağışçılar vasıtasıyla yapılmasının programlanmasına, kimlerin bağışta bulunacağına kadar birçok detay üretiliyor ve bir an önce yerin bulunması heyecanını yaşıyorlardı…

Reklam

From → AZMİ AÇIKDİL

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: