YİNE YENİDEN YENİFOÇA 2026.MAYIS.08
İki hafta önce Foça’da ki bisikletimi genel bakım için arabayla manisaya getirmiştim, Kumludere boyunda Bisikletçi Yalçın bakımını yapmıştı. Bugün Foça’ya gideceğiz. Akşam program yapmıştım. İnci foçada ki halıları yıkamaya getirmişti o da halılarını götürmek istiyor hem halı hem bisiklet arabaya sığmaz, o halısını alsın ben bisikletimi alayım foçaya gidelim. Nasıl? O halıları arabaya koyacak ben bisikletin üzerine konacağım. Anlaştık.
“Hadi ben yola çıkıyorum anca giderim. Sen arabayla gel belki yolda buluşuruz.” Tamam mı tamam, ohh itiraz yok ya bana güveniyor artık ya da halılarını çok seviyor. Ne olursa olsun ben bisikletle Foça yoluna koyuldum. Kadroma bir çanta daha bağladım onda telefon, güç kaynağı ile atıştırmalıklar var. OSB içinden Akgedik Kavşağına gelmiştim. Menemen yoluna girdiğimde bildiğim gibi geniş bir emniyet şeridi var tırların rüzgarına giren bisiklet daha bir hızlanırken ben de pedalları boş bırakmıyor bas Azmi bas modundayım.
Ayvacık istasyonunu geçtim Bağcılar rampası yol boyunca gözümde büyüyordu elektrik motoruna güveniyorum ama daha yolun başında açarsam yol boyunca batarya yeter mi? Ama başka çarem yok bacaklar için de yolun başı bu rampayı pedallayarak çıkarsam yolun sonu gelmez. Yolun sonunu düşünen başında çıkmaz açtım motoru pedal eşliğinde rampayı sarmaya çıktım. Büyüttüğüm kadar değilmiş. Her yokuşun bir inişi var derler Ayvacık Köyünün kavşağından rampa aşağı o hızla Menemene kadar geldim, Araç yolundan ayrılamıyorum. Asfalt hem rahat hem hızlı gidiliyor ova ve köy yolları karmaşık ve yavaş yanlış yola girmekte var, lastiği patlatmak ta. Menemen’den Çanakkale yoluna giriş için köprü üstü yoluna yine motor desteği ile çıktım.
İnci aradı; “Menemen’den çıktım sen neredesin?” “Ben de çıktım Shelle yaklaşıyorum orada buluşalım.” Ben shele girdim henüz bisikletimden inmeden İnci geldi. “Atıştırmalık al da çayla içelim ben şurada gölgelikte sandalyelerden birine ilişiyorum” deyip küt diye oturmuşum. Ayakkabılarımı çıkardım Ayaklarımı uzattım zannedersin yakıt pompalarına değecek o kadar yorulmuşum ve uyuşmuşum ayaklarımın ucunu göremiyorum uzandıkça uzuyor. Çayı içtik lafladık sen devam et ben de arkandan geliyorum.
Allahallah gidemiyorum pedallar ağırlaşmış basamıyorum. Dinlenmek bana yaramıyor. Ayaklarım tembelleşiyor. Bir km kadar gittikten sonra tempoyu yakaladım.
Menemen yoluna girdiğimden bu yana, emniyet şeridi dar olduğu gibi asfaltı bozuk bazen toprak ve çukurlar bazen araç yoluna çıkmak da var. Zar zor Eskifoça kavşağına geldiğimde biraz rahatladım. Her ne kadar bu eski yol geliş gidiş olsa da ana yoldan daha emniyetli sayılırdı. Yıllarca bu yoldan Eskifoça’ya gitmiştim ağacına kadar yolu tanıyorum. Biraz rampa az iniş sağda solda yeni yapılmış düğün salonları, kapanmış bungalov tipi konaklama odacıkların olduğu kamping alanı. Sık Çam Ağaçları arasından havanın gri rengiyle kapkara gözüken kamptan Karanlıklar Prensi Pentagon Danışmanı Richard Perle (Irak işgalinden sonra ulaşım sistem ihalelerini alan şahıs. Bu Amerikan’ın burnunu sokmadığı iş sadece Amerikada yok herhalde, burnu hep dünyada ve bizde) çıkacak sanki. Burada da kalınır mı hissini içimden atarken, saygın sürücüler eşliğinde Ilıpınar’a geldim. Paris olmuş kilit parke taşlar, cafcaflı akaryakıt istasyonu, üç harfli marketler, Egelim Lojistik depolarının planlı yerleşimi.
Buradan sonrası yaz günleri benden sorulur. Kozbeyli-Gerenköy-Bağarası ışıklı kavşağına geldim. Bağarasına doğru tam gaz gidiyorum, burası merakımı celbeder inişi olmayan düz bir yol ama 25-30 km gibi gidiyorum hem de Bağarasına kadar. Bağarası’na geldim. Burada da kahveler, fırınlar, marketler, beyaz siyah eşya satıcıları, otobüs durakları zannedersin Bağarsı’nın tümü otobüs bekliyor bağarası boşalacak. Kaldırımlar hak getire, caddesi parkeden araçlardan alışverip yapacak şoförkerden hemen açılan araç kapılarından “haydi Allah rast getire.”
Yol boyunca hava bulutlu bazen gök yükseliyor çoğu zaman da alçaktan gidiyordu. Yağmurun serinliği yüzüme geliyor,ileride yağmur var diyorum ama yağmur ne yağıyor ne de ileride ki yağmuru yakalayamıyorum. Bağarası’ndan çıktığım da İnci burada yağmur başladı bilgisini verdi. Pedallara asıldım. Hem yağmura yakalanmak istemiyorum hem de yağmura doğru pedallıyorum hem de tam gaz.
Komando okulunu geçtim, bizim komşu Almancı Hacı’nın her yerde evi olduğu gibi bu yol üzerinde de var. Onunbahçesinde ki Çam Ağacını gördüğümde, bu uzayıp giden yolun bittiği sevincini Çam müjdeliyor. Yenifoça’ya giriyorum yağmur yok olsa da fazla ıslanmam güvencesiyle rahatlıyorum. Işıklı kavşaktan sağa dönerken şöyle bir kendimi arkaya attım pedalları bıraktım parmaklarım gidon da “Of yorulmuşum be” dedim ama yüzümde rahatlamanın tebessümü vardı.
Kısa giriş sokağı Rampa aşağı olduğu için frende gidiyorum.
Eve geldim, yağmur yok ama hava alçaktan gidiyordu.
Akşama gök gürlemeleriyle birlikte çok yağmış ama yorgunluktan öyle bir uyumuşum ki sabah kalktığımda 74 km yolu pedallamamış gibi dinlenmiş vaziyetteydim.