ALİAĞA BİZDEN SORULUR.
ALİAĞA BİZDEN SORULUR.
Manisa-Foça git gel konya altı saat, yetmedi çarpılan arabamızın tamiri için İzmir Bayraklı mekiği, özledik Vav Kafede yapılan geyiği.
Nihayet buluştuk sarmaşıp dolaştık. İlk patlayan Nurdan Hocam oldu “Patladım artık bi yerlere gidelim.” Ertesi günü elimizde İnci’nin bozuk rondosu, gezme bahanesi. Aliağa sokaklarını dolanıyor servis arıyoruz. Dört kişiyiz üç kafadan ses çıkıyor orası burası dön işte şurası, çıka çıka Aliağanın tepelerinın çıkmazları. Geri git aman çarptın dön bebek daha yeni doğrulttun temennileriyle bulduk servisi.
“Yaa usta bulamadık sizi.” Novigayon buralarda şaşırıyor bazı yollar trafiğe kapatıldı onun içindir. Derin bir oh çektim suçlu bulunmuştu. Aldık rondoyu bir çayı hakkettik artık Belediyenin sosyal tesislerine gideceğiz. Çıkmaz sokaklarda kördüğüm olduğumuz için ana caddeye çıktık. Sorduk birine bilmiyor, az daha gittik yine sorduk diğerine o da bilemedi, hem arıyor hem soruyoruz üçüncü de bilemeyince Koca Aliağa’da adres bilmeyenleri bulmak da bir marifet. Sormadık artık, Cavit Baba gzt TV de orman ve yapılan ağaç evleri izlediğinden ağaçlara bakarak sosyal tesisi bulduk. “Siz inin ben parkedeyim.” Döndüm karnı acıkınlar self servis kuyruğuna girmişler Cavit Baba gazete-i kebiri açmış atları yarıştırıyor. Yemekleri hanımlar getirdiler havada yağmur kokusu aldığımızdan büyük gölgeliğin altına oturduk. Yemeğin en lezzetli yerinde yağmur atmaya başladı İnci öncü “koş içeride yer kap biz tepsileri getiririz.” Toparlandık Cavit Baba son lokmayı atıştırayım derken yağmur atıştırmayı bıraktı sağanağa döndü.
Kapalı alanda camdan bakıyorum ne o kıpırdıyor ne ben dışarı çıkabiliyorum. Bir fırsatını bulan Cavit Babadan beklenmeyen bir çeviklikle bir solukta kafeye girdi. İnci yer bulmuş ama yer kapışmacanın arasında nasıl olsa mesaiye gider bize yer kalır diye zabıta memurunun oturduğu masaya oturmuş. Zabıta da yağmuru bekliyor mesai de onu bekliyor
Aniden oluşan panik durumlarında Amerika dahil Avrupalılar hemen devletlerinden destek beklerler. Biz devletten bugüne kadar ne hayır gördük der başımızın çaresine bakan becerikli ve cin fikirli bir milletizdir bu da bize pratik aklı sağlamıştır. Kuyrukta öne geçmek, toplu ulaşımda uyuyo numarası yapmak, trafikte çok bağıranın üste çıkması gibi say sayabildiğin kadar milletimin ferdi hep haklıdır haksız devlettir. “Tut kolundan, tak ters kelepçeyi, al götür yatır, kafasını kovada ki suya batır, bak bakalım bir daha yapar mı?” Çözüm düşüncemizdir.
Yağmur doluya döndüğünde bizler Arap Kızı modundaydık. Çayımızı içiyor kimi pasta kimimiz tiramisu yerken; güzel bir mekan sınırsız imkan karnımız tok sırtımız pek sağı solu gözlerken. Aliağa Belediye Başkanına övgüler düzmeye başladık ama önce yağmur sularını paspaslayan kızdan başladık. “Aferin sizi tebrik ederiz.” Dedi Cavit Baba “Belediyeye teşekkür edeceğim nereden ulaşabilirim.” Görevli kız “Hilal 153’ten ulaşabilirsiniz.” MHP belediyesi olduğu için çözüm masasının adı Hilal olmuş. Bir yandan ben, öte yandan Cavit Baba belediyeye methiyeler düzerken kaltık.
Yolda hava açtı, güneş çıktı, yağmur ve ıslanmaları unutup romantik takıntılar altında Cavit Baba Novada’ya gider miyiz? “Tavşana havuç sever misin? Diye sorulur mu? “Eti Eti” nidalarıyla direksiyonu sol şeride çevirdim. Evin yolu kısa olur derler. Novada’ya gelmişiz. Starbucks’a oturan erkekler mağazalara girip çıkan kadınlar. AVM’lerin kısaca tarifi.
Çantalar boy boy, markalar yazıyor üzerlerinde bir alınanlar bir daha alınmış eve gelip farkedilince.
Bu tura çıkarken ilk konuşan Nurdan Hocam olmuştu son noktayı koyan yine o oldu.
“Yarın dinlenelim.”