İçeriğe geç

BİZE NELER OLUYOR?

15 Şubat 2015

Muratgermen okulu ilkokul çağlarım. Fuat Özyürek öğretmenimiz. Okula tüm kitaplarımızı getiriyoruz. Babam Rahmetli Marangoz Hayri amcaya tahtadan bir çanta yaptırmıştı beş sene taşıdım okula gelip giderken. Fuat öğretmen’in beş yıl içerisinde resim müzik beden eğitimi yaptırdığını hatırlamıyorum yaptıysak da hatırlanmayacak kadar demek ki. Ama Türkçe, Matematik, Tarih, Coğrafya derslerini sabah akşam yaptık, o zaman çift tedrisat yapılıyordu okullarda. Bu derslerin haricinde malımızı korumayı, sahiplenmeyi, öğretti yerli malımızı kullanmayı, Manisa’nın üzümünü, pamuğunu, tarımı öğretti. Gece okula çağırdı gökyüzüne kafamızı kaldırdık astronomiyi öğretti. Diş fırçalamadan üst baş temizliğine kadar, yalancılığın edepsizliğin namusun ne olduğunu öğretti. Arkadaşlığın yardımlaşmanın sevginin saygının değerini öğretti. O devirde öğrendik ama bu devirde içtimai ve beşeri münasebetlere dayalı ne kadar çok faydalı şeyler öğrendiğimizi aklımız erdiğinde büyüdüğümüzde fark ettik, öğretilenleri hatırladık. Gözümüzün önüne Fuat Öğretmen geldi yanlışlara karşı frene bastık. Yalancıları namussuz ve çalıp çırpanları tanımada hiç tereddüt etmedik. Doğru söylemenin asaletini yalancının sefaletini gördükçe hatırladık öğrendiklerimizin ne kadar önemli şeyler olduğunu Allah Rahmet Eylesin. Yaş dilimine baktığımda 1/13 zaman da 13/13 ünü öğrenmişim, öğretmiş. Hatta namaz kılmayı dahi tatbikat yaptırarak öğretmişti. Okul tatillerinde çıraklığa gider öğrendiklerimizi teorik olarak uygulardık iş yerinde ki saygıyı çalışkanlığı, ustalarımızın dürüstlüğü ile bunlarda mı Fuat hocanın talebesiydi diye kıyaslardık.

İlkokulda babamın ayakkabıcı dükkanında ki; babamın arkadaşlarına karşı davranışları, konuşmaları, müşterilerine dostlarına karşı hal ve hareketleri çocuk aklımla kafama yerleşiyormuş meğer. Orta okul çıkışında dükkana uğrayıp Tercüman Gazetesi’nin köşe yazılarını haberlerini okurdum, babam saya keser model çizerken kalfalar diğer çıraklarda dinlerdi okuduklarımı.

İşinin ustalığını, gece gündüz çalışkanlığını, sabah öğle akşam yemeklerinin saatinde hazırlanıp yenmesini, annemin yemeklere kattığı lezzeti, açtığı börekleri, yaptığı tatlıların ne kadar önemli ve bugünlerin lüksleri olduğunu öğrendim. Akşam yemekten sonra kısa sohbet ve babamın nasihatlerinin, çocukluk yaramazlık ve başkaldırmalarımızın hesaba çekilmesinden, günlük yaptıklarımız ve okulda öğrendiklerimizin hesabını verdikten sonra dersimizin başına otururduk. Çocukluğumdan çok sonraları İstanbul’da okurken; Fuat Öğretmen’in, babamın, annemin, abilerimin, arkadaş, ve komşularımızın, herkesin işini eğitim ve öğretimini layığıyla insani ilişkiler içerisinde özverili yaptıklarını öğrettiklerini örnek olduklarının farkına vardım.

Böyle yetiştirilirdi insanlar eve geldiğimizde annelerimiz evvela derslerimizi ödevlerimizi tamamlatır başımıza gestapo subayı gibi dikilir abilerime kontrol ettirir ondan sonra yatardık. Sabah erken kalkar kahvaltıdan sonra kapıdan çıkarken az olan trafiğe rağmen annem tembihlerdi bağırarak ama her sabah (şimdi de oku üfle diyor anacım) “sağa sola bak”. Okulda da “önce sola sonra sağa bakacaksınız” derlerdi o zaman ki refüjsüz yollarda ki trafikte. Herkes dürüst olunca; yamuk, yanlış, üç kağıtçı pek olmazdı aramızda, yanımızda, konu komşularımızda. Onlar dahi terbiye eder bi kabahat yaparız da babamıza anamıza söylerler diye korkar terbiye sınırlarında yetişmemize vesile olurlardı.

Evlerde: Bir kaçının haricinde var mıydı ama istisna olsun diye söylüyorum. Yer sofralarında yemek yenir yer yatakları musandralardan çıkarılıp serilir yerde yatılırdı. Dört bacaklı kalınca tahta sehpanın yanında masa lüks, mangalın bölgesel ısıtmasının yanında sobanın oda sıcaklığı lüks, çeşmelerin bahçe yerine mutfakta banyo tuvalette olmaları lükstü. Evinde çeşmesi olmayanlara sokak çeşmeleri lükstü. Daha ne lüksler vardı da anlatsam o zamanlarda çok garibanlıklar varmış bu kadar da olmaz deyip abartıyorsun denmesin diye söylemiyorum.

Ama bir şeyler de şimdiye göre lükstü: O zaman öğretilenler; şimdi ki saygı sevgi, şimdi ki ahlak, şimdi ki insani münasebet ve yardımlaşmalar, edep, adap… şimdiye göre çok lükstü.

Zaman geçmiyor ki; bir kavga, bir bıçaklama, bir ölüm, tecavüz, kaçırma, katletme, kirletme, hiddet, şiddet… haberleri olmadan geçsin.
Belki ekonomik yönden kalkınmış ülkelerle kıyaslanamayız ama dünya ülkelerinde olmayan hasletlerimiz var.

Bize neler oluyor?

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: