İçeriğe geç

“DEDE GEL OYNAYALIM.”

11 Mart 2015

İzmir Caddesi 1955 senesi iki arkadaş kapı önüne oturmuşlar oyun oynuyorlar. Sağdan gelen arabalar senin soldan gelenler benim kimin tarafından gelirse o tokat atacak.

Araba geçmez, çocuklar oyunu unuturlar, başka oyuna dalarlar.

1960 yılları ilkokul zamanlarım, her sabah evden çıkarken “sağa sola bak” diye tembihlerdi annem. Sağa sola bak. Murat Germen İlk Okulu’na giderken İzmir Caddesi’ni geçerdim. Araç yok denecek kadar az olduğundan dikkat etmezdik karşıdan karşıya geçmelere. Yola caddeye atlardık. Sabahları tembihlenmem ondandı. Bundan 15 sene sonra 1975, İzmir Caddesinin ortasına refüj yapıldı cadde malum dar olduğu için iki bordürü sırt sırta yapıştırıp yapıldı refüj. Refüj değilde tüneklik. Karşıdan karşıya geçmeler zorlaştığından birinci şeridi geçer yolun ortasında bu bordürlerin üstünde tüner yol serbest olsun diye bekler ikinci şeridinden sonra karşı kaldırıma geçerdik.

Bi 15 yıl daha geçti, 1990 yılında bu refüj bozuldu araçlar çoğaldı kuyruk oluyorlar ortada ki çakma refüj bordürler sökülerek kaldırıldı. Sözde trafik rahatladı. Anam; belki büyüdük de ondan belki de araçların sağı solu belli olmadığından tembihlemedi ama analık tembihinin yerini oku üfle duaları aldı. Araçlardan dolayı kazadan, hırsızların çoğaldığı uğursuzların kol gezdiğinden dolayı beladan korunmak için. Hala söyler sabahları evden çıkarken “oku üfle.” Hayat öyle çekilmez oldu ki anacım hem okuyorum hem de üflüyorum. Böyle diyemiyorum tabii.

Zaman dilimi kısalmış bi 10 sene daha geçti 2010. Okulun köşesine trafik lambası kondu hem öğrencilerin rahatça okula gitmeleri hem de yayaların kazasız geçmeleri için. Bir tanede Kırmızı Köprü’nün köşesinde var sabahları İzmir Caddesi demiryolu ağına katılıp trafik literatüründe olmayan farklı bir ulaşıma dönüşüyor. Servis otobüslerinin her biri vagon olmuş Sultan Camisi’nden Kırmızı Köprü’ye kadar hayli uzun bir katar, ama önde lokomotif arkada restoran vagonu gözükmüyor. Sabah 07.00 de başlayan mazot kokulu, egzoz dumanlı, gürültülü motorları ile başı sonu gözükmeyen git git bitmeyen ömürleri tüketen, sinirleri törpüleyen, mahşere yolculuk başlıyor.

Trafiğe ayar vermek için en kolay çözüm yeşil de geç, kırmızı da dur. Bir tek Celal Şahin yok akordeonuyla. Duyan gelmiş sabah servisine. 08.00’e kadar.

Sonra her şey güllük gülistanlık mı? Araba sevdası-sürücü tutkusu iki gönül samanlık seyranlık olunca, yollar kargaşa karmaşa devam telaşa, saat 16.00’ya kadar. Sabah ki katarın vagonları kopmuş raydan çıkmış trafiğe girmiş geri dönüyorlar mahşerden. “Walking Dead.”  Akşam vaktine kadar kimler yok ki? Okul servisleri, öğrencilerini almış arabalı velileri, herkesin, esnaf, memur, işçilerin dönüşleri, toplu ulaşım çileleri.

Söz yine imara geldi desem! Ne alakası var? Alakası yoksa! benim torun oturma odasında ki halının çizgilerine diziyor oyuncak arabalarını sonra beni çağırıyor.

“Dede gel oynayalım.”

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: