İçeriğe geç

BAHAR GELDİ TABİAT UYANIYOR…

21 Nisan 2015

 

Bir araç için 30 m2 yer lazım 30x700TL:21000 TL maliyet, araç kaç para ortalaması tabii. Bu para. Yaptık, arkadakileri ne yaptık? Kaldırıma parkettik. İşte Kaldırım ve otopark ilişkisi birlikteliği burada başlıyor.

Alçak yapalım; ihtiyarı sakatı engellisi çocuğu var 20 cm kaldırım yüksekliği mi olur 10 ceme yeter insani ölçülerde olur, olursa iki teker hakkından gelir. Baktın olmuyor baktım olmuyor bakmayacaksın, dört teker kaldırıma gelen geçen çarpmasın hem de rahat geçsinler. Yayalar, yolcu vatandaşlar, onlar mı? Yola çıksınlar orada yürüsünler oradan da hakka yürürler, kolay yoldan. İkili ilişkiye üçüncüsü takıldı insan mefhumu. Araçlar üretilirken düşünülüyordu ya, her insana bir araç, her araca bir insan.

Ayıralım bu üçlüyü birken iki ikiyken üç oldu. Otopark yapalım evsiz barksızlar varken. Çatı bel vermiş, sahibi el açmış, kapısı rüzgara kanat germiş, duvarlar yan gelmiş, evler barakaken betonarme otoparklar; yerler epoksi, tavanlar yangın tesisatlı, girişler kontrollü, çıkışlar bandrollü, her arabaya eşit paylı çizgiler, duvarlarda sarı siyah şeritler, beyaz çizgili giriş çıkışlı yerler.

Ne kadar kıymetli bu meymenetler.

Oysa: İmarsız kentler, gecekondu semtler, yolsuz susuz naylon gerili pencereler, adına barınak denilen üst üste evler, bir iki üç derken oluşan mahalleler. Köşede bakkal defterinde veresiyeler yazılı, yollar hep ama hep kazılı, kara bahtlı insanlar kalın kara alın yazılı, kahve denen yer derme çatma teneke çatılı, su tulumbadan emme basmalı, bulanık akıyor başka şeyler karışmış olmalı, para kıt kanaat bu evlerde herkes çalışmalı, arada birini okutmalı hepsi ona bakmalı, sofralar bereketli de olsa geçim geçim çok zor oysa. İş; sanayi tarım deyip teselliler, istihdam denen heveslenmeler, asgari ücretle geçinmeler, zor anam zor.

Sanayi kenti üniversite şehri, arada bir şehzadeler tekerlemesi Osmanlı hatta çok önceleri turizm geliyor aklımıza, ama ne olursa olsun geçimsizlik dayanıyor kapımıza. Oysa geçimsizlikten geçinenler de yanı başımızda. Eve bir topan ekmek götürmekle turizm şehrimi olunur, Manisa sanayi ülkemize katkılarından dolayı övüncümüz oluyor, üniversitemiz var ama ilk orta öğretim gören %97 ye oranlanıyor, turizm Allahın taşı toprağı eski püskü yapılar karın doyurmuyor. Hep aynı şikayetler dertler sıkıntılar çare bulunmuyor.

Buralara plan yapsak altlarına da otopark, sokaklar temiz kaldırımlar pimpak, adına da kentsel dönüşüm deyip planlı yapsak, araç maraç otopark, adam gibi barınak.

Dönüp dolaşıp barınma ve sokakları araçlardan arındırmaya imara otoparka getiriyoruz lafı.

Bir değil her yanına imar, bakın o zaman kazandığımızın bereketi, yediğimiz yemeğin lezzeti, çocuklarımızın keyfi, yaşlı genç kadın erkek hepsi, mutlu huzurlu sağlıklı.

Sanayimiz büyüyor. İhtisas sanayimizi dünya biliyor. Avrupa da ekonomik kriz alternatif biziz. Üniversitemiz gelişiyor. Turizmimiz hayata geçiriliyor. Tarım da yeni hamleler; üzüm, sera, organik tarım, hayvancılık atılımları, teşvikler, ihracat…Termal su, jeotermal enerji…

Hava bahar, suyumuz bol, deniz 50 dakika, hava alanı 40 dakika,, İzmir 20 dakika, İstanbul 3,5 saat, ilçeler büyükşehre, büyükşehir ilçelere, hizmette kalkınmada sınır yok.

Huzurlu kent, güçlü Manisa.


 

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: