İçeriğe geç

EMREKÖY’DE İKİNDİ…

26 Nisan 2015

Bundan 25 yıl önce belki daha fazla olmuştur. Kulaya eski evlerini görmeye geldik bir grup mimar arkadaşla meslektaşlarla beraber sadece bir evin girişinde gölgelikli bir yerinde duvar kenarına oturmuştum Kula’nın o anını hatırlıyorum o da fotoğraf çekilmişiz arada elime geçince gördüğümden hatırlıyor olabilirim. Kula sokaklarıyla evleriyle hatırlanacak gibi değil. Kaybolmak hiçten değilken.

Belediye başkanlığı seçimlerinden önce Emre köyüne geldim Yunusemre, Tapdukemre türbesini ziyaret ettim. Köyü de gezdim taş evler taştan sokaklar yere serildiği yetmezmiş gibi duvarlara da örülmüş. Dağın tepenin cıvarın bütün taşlarını taşısan köyü inşa etmeye yetmez gibi gözüküyor. Evler, büyük bahçeler, avlular, birbirine bakan cepheler, kapılar, eyvanlar, kaşaneler, her biri yıkık dökük gezdim sokaklarını viraneler gördüm, üzüldüm. Nereye gittiniz neden terkettiniz? Dedim, soracak kimse bulamadım, yok. Evler sokaklar bomboş. Yıkık duvardayken hükümlü yükümlü biçimli şimdi yerde yuvarlanan süklüm büklüm hükümsüz biçimsiz yalnız kalmış kimi bi duvarda diğeri karşı duvarda kimi kopmuş birbirlerinden kimi oynamış yerlerinden biri gidince diğerlerine de gitmek yıkılmak düşmüş.

Buralara gelip yerlerine koymayı duvarları örmeyi gidenleri döndürmeyi arzu ettim. Her biri bir konak her biri bir tarih hatta efsane. Bu evler yapıldığı tarihte neden yapmışlar nasıl geçinmişler ne varmış da bu kaşeneleri yapmışlar. Mutlaka bir hikayesi vardır.

Camisi hamamı çeşmesi de var köyün. Carullah Bin Süleyman Külliyesi (1547): Cami duruyor her yerde olduğu gibi. Çeşmelerde duruyor. Hamamlar yıkık çok yerde olduğu gibi. Cami ibadethane korunmasının anlaşılır ve makul sebepleri var. Çeşme; köylü kullanıyor, sürüler sulanıyor, onun da akmasının geçerli sebepleri var. Hamam; o devirde de evlerde yıkanılacak bölümler vardı yöre halkı hamamı ara sıra kullanırdı. Neden yıkık. Köyün geleceği, tarihi burada gizli. Köye gelen yabancılar, çalışmaya gelen işçiler, alış verişe gelen tüccarlar, Tapduk Emre ve Yunus Emre Türbesini ziyarete gelenler köyde bir kaç gün belki hafta kaldıklarında bu zaman zarfında köylüler misafir ediyorlar, yediriyor içiriyor, ağırlıyorlar. Yıkanmak; evlerde ki bu mahrem bölümü kullanmak adap ve edep açısından mahzurlu olduğu için köyde kalanlar yıkanma ihtiyaçlarını hamamda sağlıyorlardı. Sonraları köye gelenler olmayınca işçi, tüccar, ziyaretçiler. Önce hamamcı terk etmiş hamamı, tellaklar daha önceden, sonra kubbesi, duvarında ki taşı, pirinç kurnaları, kurnalarında ki su, göbek taşında ki mermerler, gitmişler birer birer.

Türbeyi ziyaretten sonra yaşlıca bir köylü’ye  sordum götürdü beni Carullah Camisine, ikindi ezanı okunuyordu biz yoldayken. Namaza yetişmek için koşarak girdiğim camiye şöyle bi göz gezdirdim. Namaza durduğumda bu caminin hatırına terkeder mi insan buraları? Dedim. Namazdan sonra 1800 yılında yapılmış olan duvarlarda ki resimleri bir bir izledim imam 200 senelik dedi. Hayret Avrupa da 200 yıllık şehirler var yabancılar gezmeye görmeye gidiyor biz dahil. Şehir yerli yerinde duruyor her şeyiyle. Biz üç haneli köyü koruyamamışız bahane kolaycılık tarafı; geçim diyorlar sorunca, çiftçilik toprak para etmeyince önce biri sonra diğerleri iş için terketmişler köyü. Az ötede Gökçeören diyorlar apartmanlı bir büyükçe köy var oraya gitmişler.

Namazda çok üzülmüş olmalıyım ki Allah buralarda vazife verdi.

Hizmet etmeyi de nasip eder inşallah.



From → KULA

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: