İçeriğe geç

KİMLİK…

28 Mayıs 2015

1970 senesi Vişnezade’de ki talebe evimizdeyiz kapı çalındı, okullar olaylardan dolayı kapalı aylak gezen talebe arkadaşlardan biridir düşüncesiyle kapıyı açtım. O da ne? Kapıda bir başcavuş ve kalabalık bir asker müfrezesi arama yapacağız deyip paldır küldür eve girdiler. Talebe evi olduğumuz için bu baskın. Kimliklerimiz istendi ev arandı kimlikler tarandı. Kimliklerimiz didik didik edildi desem yeridir. Biz bir daha geleceğiz dediler ve gittiler.Kimlik bu gibi hallerde çok önemli yoksa yandı Kerim’in arpa tarlası o kadar yani. Gençlik yılları o zamanlar çok kimlik sordular. Araç kullanırken sorulan ehliyetler hariç.

Bu kimlik denen tanıtıcı belge sadece insanlara mahsus değil canlı cansız her yerde geçerli. Şimdi yeni bir akım çıktı marka kent hoppala markayı biz insanların kullandığı eşyada alet edevat gibi araç ve gereçlerde bilirdik.

Kentlerimiz yozlaşa yozlaşa inşaat malzeme firmalarının ürettikleri malzemeleri her yerde her kentte kullana kullana kent dediğimiz sözde şehirler birbirlerine benzer oldularrr. Zaten her kentte en geniş cadde 25 metre en büyük park 5000 metre daracık sokaklar yürünmez kaldırımlar yol kenarında ki kaldırım üstünde ki demir yığını araçlar her yerde aynı. Parklarımızın bir köşesinde çocuk oyuncakları bir iki firmanın malı aynı, mutlaka her parkta bir kafe kafenin önü arkası sağı solu sigara yasağı malzemelerinden naylon kaplama. Aç sigara iç, kapa meşrubat iç. Açılır kapanır tavanlı, buralarda meşrubat biraz daha pahalı. Her yer aynı velhasılı.

Marka kent; Turizmi var marka, tarımı var marka, sanayisi o da marka. Müze, kent arşivi, kütüphanesi, tiyatro, operası var mı yok. Benim torunda bebekliğinden kalma bir alışkanlığı var etiket hani yakalarda kenarlarda olur ya onları tutup uyuma alışkanlığı. Bu marka kent merakı olanlara bu etiketi tavsiye ederim. Tut bir ucundan o kadar rahat uyunuyor ki top atılsa duymazsın.

Manisa: 4000 yıllık tarihi var müzesi yok. El yazma kitapları var yüz üçyüz yıllık, şehzadelere ait Osmanlı arşivleri var kütüphanesi yok. Üzüm, bağbozumu, yılları var bir belgeseli yok. Tarih diyoruz camiden hamamdan iki handan başkası yok. Eski bir kent; kültürü, örfü, adeti, var kent arşivi (müzesi) yok.

Bir şehrin kimliği kültürüyle ölçülür, şehir planının dokusuyla tarihi yapılarıyla, kimlik kazanır, yeşil olmasıyla, gölleriyle, antik şehir yerleşimleriyle, köyleriyle köylerinde ki gelenekleriyle marka değil kimlik kazanır. Bu zenginlikleri ile anılır tanınır yaşanır. Yaşamaya, görmeye, gezmeye, anlatmaya, anlamaya, romanlara konu, filimlere senaryo, olmalı.

Bir adettir gidiyor ortak akıl. Manisa platformu, sevdalı sevdasız herkes Manisa için diyor yemekten kalkıncaya kadar. Hani adamın karısı ölmüş mezarlığın kapısından çıkarken şapkasını düzeltiyormuş.

Bir etnografya ve arkeoloji müzesi, kent müzesi, kongre merkezi; toplantı seminer salonları, büyük konferans salonu, kent kütüphanesi, tiyatro, konser salonu, resim heykel sanat galerisine sahip olmakla kimlik kazanılır, şehrin görgüsü, kültürü, sanata olan bağlılığı, tarihi eser ve yapılara, kente sahiplenmekle kent bilgisi, kültürü oluşur.

Giderek eğitim, sosyal yaşantı, ekonomi yönüyle de kentimiz kalkınır.

 

 

 

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: