İçeriğe geç

BÜYÜMÜŞTE KÜÇÜLMÜŞ

3 Kasım 2015

.
Günler öncesinden hazırlanılırdı. Hem yolluk, hem yolculuk, hem de gidilecek yere hazırlanan hediye ve yiyecekler, valizin yanında vırık vıccık torbalar, nihayet yola çıkılacak gün gelip çatmıştır. Sabah erkenden yakın komşularla vedalaşılır gidipte gelememek gelip de görememek var denir helallik istenirdi.

Bağ zamanı at arabasına yüklenen eşyaların üstü branda gibi genişçe bir örtü ile toprak bağ yolunun tozu eşyaları tozutmasın diye örtülürken annem komşuları dolaşır helalleşirdi. Gözler yaşlanır, çocukluk halimle arabanın tepesinde eşyaların üstünde yükün bağlanmış urganına tutunur bekler arabanın dingiline bağlı köpeğimi görmeye çalışır yanımda kucağımda olması için yalvarırken arabanın tekeri dönmeye başladığında üç beş sokak sonra bağın yoluna girerdik bu kadarcıktı Manisa. Beş sokak ötede ova üç sokak yukarıda Spil dağı.

O zamanlar 60.000’di şimdi 360.000 buna rağmen büyüdü mü Manisa? Ova, dağ, sanayi gecekondu sarmalında yükseldi değişen bir şey yok yani. Arabalar herkesin altında şöyle bir dolanı verildi mi Manisa’yı baştan sona gezersin.

1975 yılı olabilir: Fatih Parkı’nın bir köşesinde, Fatih’in av köşkünün yanında, bu binanın son belediye reisi Rahmetli Mustafa Çapra’nın zamanında taşınmıştı belediye şimdi ki binasına. Manisa’nın taa Bizans’tan Saruhanlı’dan beri çarşısı olan yere. Sipahi, mezat, bedesten pazarının olduğu yere. Köy otobüslerinin hem de burunlusundan çoğunlukta olduğu garaj da buradaydı. Köylü esnaf iç içe herkes ahbap, gelen geçen vatandaş bu esnafa uğramadan bir çayını içmeden dönmezdi çarşıdan. Hatuniye, daha çok cenaze namazlarının sıklıkla kılındığı cami ile Çeşneğir, garaja yakın olan ve köylerden gelenlerin namazlarını kıldığı cami. Taşçılar, dükkanın kapısına sandalye koyup da alel acele namaz kılmaya giden esnafın mescidiydi. Çarşı o zaman parsellenmiş gibi ayrılmıştı: Bedesten ve bit pazarı esnafı, kavaflar çarşısı, kuyumcular caddesi, havuzlu çarşı ve sigortalar binasının esnafı.

Mustafa Kemalpaşa Caddesi daha çok bankaların ve ticarethanelerin büyük mağazaların bulunduğu bir caddeydi. En meşhuru da Pomağın fırınıydı. Buradan ekmek almadan hiçbir memur evine gitmezdi.

Her esnaf, eşraf, vatandaş herkesi bilir tanır yaşlı ustaya hürmet saygı gösterilir, çocuklara beş parmak endazesi ile çıraklık öğretilirdi. İşte bu çarşıdan taşındık hem de Allahaısmarladık diyemeden, taşınacağız diye sevindik, gittik arkamıza bakmadan. Oysa bayram olur bayraklarla donatırdık çarşıyı sokağımızı, Mesir olur yabancı konuklar gösteri yaparlardı sokakta esnaf alış verişe çıkmış Manisalı toplanırdı. Devlet büyüğü geldiğinde kapının önü kalabalık olurdu, öğle tatilinde memurlar çarşıya dağılır dükkan dükkan gezerdik, öğle yemeğini her öğlen bir başka esnaf lokantasında yer her gördüğümüze selam verirdik, sela okunduğunda belediyenin penceresinden kulağımızı kabartır, kim acaba der bir rahmet okur, öğle namazını Hatuniyede kılar cenaze namazına katılırdık.

Nerden büyük şehir olduk büyüdükte küçüldük. Binamız yetmez memurumuz yetişemez oldu. Bir tek Başkanımız seçildi birde meclis üyeleri bir seneyi geçti ne belediye çalışanlarını tanıdık ne de meclis üyelerini. Birden büyüdük çocukluğumuzu yaşayamadan. Köylere mahalle diyoruz tanımakta zorlanıyoruz, adreslere bile alışamadık. İki ilçe biri bir uçta diğeri diğer uçta asılıyorlar Kumludere’den yırtılacak Manisa. Büyükşehir çekilmiş çekilmiş İzmir’e 25 kilometreye dayanmış her geçen gün mesafe kısalıyor oysa en yakın ilçesi Saruhanlı o da 20 kilometre. Geçen de kırsal kalkınma kapsamında Hünnap fidanı dağıtacağız diye Demirci’nin Söğütçük Köyüne gittik tam iki buçuk saat. Balıkesir’in Sındırgı’sından dolandık iyi ki pasaport sormuyorlar, biz çocukluğumuzda Alaybey’den Dış mahalleye gittik mi akşam yatıya kalırdık.

Çocukları severken büyümüşte küçülmüş maşşşallah deriz.

Ah benim güzel Manisam büyümüşte nolmuş?

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: