İçeriğe geç

MAHŞERÎ

22 Aralık 2015

.
Bu akşam çok deli yatmışım yorgan bir taraf yastık bitaraf olmuş çarşafa dolanmış ayaklarım zaten onun prangalarıyla uyandım. 

Çekiyorum, zincir sesleri geliyor bileklerimin acısıyla. Neden diyorum kendi kendime neden neydi günahım? Dayanılmaz acıların yalnızlığında zindanlardayım isli karanlıklarla. Ayaklarım mı paslanmış demire yapışmış isli karalar mı? 

Düşünürken bunları bir ışık boşlukta, aydınlatmıyor zifiri. Loş oldu sanki kapkaranlıklar, kara baklalı paslı zincirlerin duvarda ki kocaman halkası zindan kadar. Hüzme vururken yüzüme gözlerimin kısıklığında bakıyor gibiyim. İnsan dolu daracık yer, onlarda benim gibiler halkanın içindekiler, kenarlarına tutunanlar sabit, tutunamayanlar oraya buraya yuvarlanırken çarpılıyorlar. Kenardakiler hem halkayı hem insanları bırakmıyor tutunsunlar diye.

Gözlerim alıştı karanlığa burası dünya yusyuvarlak, ben dahil insanlar bu yuvarlağın üstündeler halkaya tutunmak isteyenler düşmekten korktuklarındanmış meğer. Prangalara bağlı kalmak düşmekten yeğ mi? Kurtulmak demek düşmekse uçmaksa sonsuzluğa, kim istemez ki alemleri gezmeyi.

“Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi

Kâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni” Nesimi

Kara kara baklaların sesleri bağırış çığırışlar insanların vaveylalıları mahşer beşer, düşen uçan tutunmak faydasız dünya döndükçe savruluyor açılıyor prangalar kopuyor zincirleri, bir zifiri zindandan karanlıkların sonsuzluğuna. Mahşeri.

Alıştı gözlerim görebiliyorum her yeri, beyaz bulutlar dalıp dalıp çıkıyor mavilikleri. Uçmak istiyorum kanat olmuş kollarım, oysa ağır mı ağır bırakmıyor ayaklarım.
Uyandım: Ağrıdan mı? Ağırlıktan mı?

Ayağım uyuşmuş hissetmiyor hiçbir şeyi, meğer karyolanın ayak ucu demirine girmiş neredeyse moraracak. Şişmiş. 

Onca insan savrulurken karanlıklara, beni bu demir kurtarmış.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: