BU DA KULA’YA
ÇUKUR ÇEŞMELER SUSUZ
BOŞ SOKAKLAR UYKUSUZ.
BİR KÖPEK DOLAŞIYOR HEP AYNI YERDE
AÇLIĞI OKUNUYOR SADAKATLERİNDE.
KARANLIKLAR BASTIĞINDA KIVRILIYOR EŞİKLERE
ONDA BİTMEMİŞ ÜMİTLER BENDE Kİ TÜKENMİŞLİKLERE

Günler yetmiyor zaman bastırıyor nefes alamıyorum göğsüm daralıyor. Kapılar bir bir aralanırken ben dayanıyorum sanki kapansın ister gibiyim. Oysa ardına kadar açsam tüm heybetimle gireceğim eşikten kapı kolu elime yapışacak. Binlerce kapı odalar birbiri ardı. Kaybolup gideceğim sonsuzluklara…
Kapı halkaları belime dolanmış kafam tahta kanatlar arasında.
Zonkluyor düşüncelerim ıssızlıkların girdaplarında.
Sessiz şarkıların nağmeleri çınlarken kulaklarımda
Unutulmuşlukların hülyaları gözlerimin buğularında
Hasretli düşüncelerimin puslu kuytularında.
Bir bir geçerken mahşerin atlıları nal sesleri taşlarda
Yankılanıyor hıçkırıklar dar sokakların kara duvarlarına.
Yalnızlıklarım sürtüyor her bir taşın karalıklarına
Tahta kepenkler kapanıyor kafesli pencerelere
Çaresizliğimin hüsranları daralmış nefeslerimde.
Konu komşu ayrılıkları mahalle bir bir gurbetten
Renkler siliniyor çivit maviler duvar, kırmızı kiremitlerden.
Yaşantımın iklimleri sarıyor dört yanımı buz kesiyor ellerim
Dizlerimin sızılarında ki akşamlar, ayazlarda ki ürpertilerim.
Karabasan gibi basıyor bastırıyor zifiri karanlıklar.
Sabah sabrımın sınavına yetişiyor, umutsuz sapkınlıklar.
Son baca da sustu dumansız onca bacalar gibi
Sessizliği dinliyorum ümitlerimde kapı çalınacakmış sanki.
Bu da KULA’ya 14.01.2016/23.23
Yorumlar kapatıldı.