İçeriğe geç

BU DA KULA’YA

22 Ocak 2016

ÇUKUR ÇEŞMELER SUSUZ

BOŞ SOKAKLAR UYKUSUZ.

 
BİR KÖPEK DOLAŞIYOR HEP AYNI YERDE

AÇLIĞI OKUNUYOR SADAKATLERİNDE.

 

KARANLIKLAR BASTIĞINDA KIVRILIYOR EŞİKLERE

ONDA BİTMEMİŞ ÜMİTLER BENDE Kİ TÜKENMİŞLİKLERE


Günler yetmiyor zaman bastırıyor nefes alamıyorum göğsüm daralıyor. Kapılar bir bir aralanırken ben dayanıyorum sanki kapansın ister gibiyim. Oysa ardına kadar açsam tüm heybetimle gireceğim eşikten kapı kolu elime yapışacak. Binlerce kapı odalar birbiri ardı. Kaybolup gideceğim sonsuzluklara…

 

Kapı halkaları belime dolanmış kafam tahta kanatlar arasında.

Zonkluyor düşüncelerim ıssızlıkların girdaplarında.

 

Sessiz şarkıların nağmeleri çınlarken kulaklarımda

Unutulmuşlukların hülyaları gözlerimin buğularında

 

Hasretli düşüncelerimin puslu kuytularında.

Bir bir geçerken mahşerin atlıları nal sesleri taşlarda

 

Yankılanıyor hıçkırıklar dar sokakların kara duvarlarına.

Yalnızlıklarım sürtüyor her bir taşın karalıklarına

 

Tahta kepenkler kapanıyor kafesli pencerelere

Çaresizliğimin hüsranları daralmış nefeslerimde.

 

Konu komşu ayrılıkları mahalle bir bir gurbetten

Renkler siliniyor çivit maviler duvar, kırmızı kiremitlerden.

 

Yaşantımın iklimleri sarıyor dört yanımı buz kesiyor ellerim

Dizlerimin sızılarında ki akşamlar, ayazlarda ki ürpertilerim.

 

Karabasan gibi basıyor bastırıyor zifiri karanlıklar.

Sabah sabrımın sınavına yetişiyor, umutsuz sapkınlıklar.

 

Son baca da sustu dumansız onca bacalar gibi

Sessizliği dinliyorum ümitlerimde kapı çalınacakmış sanki.

 
Bu da KULA’ya 14.01.2016/23.23

From → KULA

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: