İçeriğe geç

TOPLUMUN SOSYO EKONOMİK YAPISI EĞİTİMDİR KAPISI

22 Mayıs 2016

Geçen hafta yerel gazetelerden biri farklı bir başlık atmış Manisa için. “KÖYLÜYÜZ”

Köylüymüşüz kimin umurunda. Köylüymüşüz, köylü olmayan mı var? Köylüymüşüz, ne farkeder? Evet ne farkeder altımızda araba umurumuzda mı dünya? Daha dün üç kişiye mezar yapmıştı işyerini, yolun kenarında oracıkta biçmişti üç günahsızı. 

Yol kenarında çalışma var insanlar gelip geçenlere renkli, konforlu bir yol için uğraş veriyorlar. Biri gelip üç hayatı söndürüyor. Köylüyüz, hayır değil cahili cühelayız hem de sapına kadar, yolda araç sürmeyi dahi bilmiyoruz. İnsanlar orada yavaşlayayım, araba altımda en fazla beş dakika kaybederim zamanımdan, bir kilometre geri kalırım yolumdan. Hep acelemiz vardır.

Yaptığımız da bir iş olsa, birine yarar bir iş olsa, yaptığımızın değeri ne ki? Anca tüketiriz. Ürettiğimiz kaç para eder ki? Aceleyle gideceğimiz yerde kaç paralık değerimiz var ki? Bizi bekliyorlarda ne oluyor sanki? Saygı mı var, sevgi mi? Sevmek değil saymak zorumuzmuş. Sevmezsen nasıl sayacan? Korkudan mı? Faydadan mı? Ummaktan mı? Her gün ama her gün kaza. Acelen ne? 

Manisa, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi açısından 23. sıradaymış diğer şehirlerden. Onun için “Köylüyüz” diye başlık atmış. Diğerleri bizden önde de kriter düşük olduktan sonra onlardan altta olmanın da bi hesaba gelir tarafı yok. 

Deve boynun eğri hesabı düzelmez artık, kaydı bir defa şakulümüz. Üç nesil geçecek köylüyüm köylüyüz köylüler dememek için. O da bugün başlarsak, uzarsa dört nesile varır, daha da uzarsa kıyamet kopacak uğraşmaya gerek yok.

Biz de kader, adamlarda akıl var. 

Sosyo, selam vermekle başlar. En basitinden sosyonun başlangıçıdır bu, bir engelliye yol göstermek, otobüste yer vermek trafikte saygılı olmak. Ağlarken teselli, gülerken temenni etmektir sosyo.

Ekonomo eğitime kadar uzanır da, o kadar ekonomo bilgimiz yok. Üretmediğimiz için tüketirken ezbereyizdir. Ne verirlerse yer, ne iş olursa yaparız. Pratik akıllıyızdır dakikasında çözer ama sonrasını bok ettiğimizi düşünmeyiz. Günü kurtardık mı yevmiye, gemiyi kurtardık mı kaptanlıktır hakkımız! Bir lokma bir hırka dersen o kadar eğitimimiz var demektir. O kadardan da ulema olunacak değil a. O da sosyal-ekonomik yapı= eğitimdir kapı.

Ehliyet bakkaldan arabalar sokaktan alınıyor. Kırmızı laf olsun diye, yeşil yanana da durana da geç diye. Kader deriz bizde bilinir, başka diyarda yok zannedersiniz. Plan program, hesap kitap, örf adet, sevgi saygı ne gezer her iş ezbere her yer mezbele.

Şehirlerarası yol; kavşak, kırmızı ışık, safra atma yeri, pet şişe, naylon torba, alt bezi bile var. Piknik alanları, dönmeye arkanı ne yediysen orada. Bu görüntüler bizde olduğu gibi bizden üst sıralarda olanlarda da var. Demek ki 23’den yükselmenin bir anlamı yok her yer aynı. Birinci olanda yükselmeli yirmiüçüncü olanda. Sosya-ekonomi fakültesi olsa öğreneceğiz yükselmeyi. Vardı da biz mi gitmedik adam sen de?

Ört de öleyim, bari görmeyeyim.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: