İçeriğe geç

YENİ FOÇA

19 Haziran 2016

Eskisi de var yenisi de. Yok birbirlerinden farkları zaten adları da aynı ikisi de sahil kasabası. İkisinin de tarihi, tarihçesi, lehçesi, kaneviçe kıyısı, iskelesine balıkçı teknelerinin istilası, her sabah balık gözleyen kedileri ile insanları da aynı. O cana yakın kuyruk sallayarak size kendini sevdirmeye alışmış köpekleri bile aynı. Biri bisikletteyken topuğumdan yakalamıştı (mafya köpeği olmalı) o ayrı.

Eski taş Rum evleri, yıkık dökük her yerleri, çatıları çökmüş, kapıları kaykılmış, beden duvarlarının kilit taşları tutuyor yaşamlarını. Biz de adettendir: Yık yap, boz yap, sat sat yap olmazsa olmazlarımızdandır. 

Eski yeniye özenir yeni eskiye derken elde avuçta kalan bir kaç taş ev çok para edip antika fiyatına satılmaya başladığında akıllı yabancılar, malı milyon dolarlar ile götürürlerken, eski ve yenide yanaşık düzen oturan yerliler iki ciroz bir isparozla uğraşa dursunlar. Sabahları pata pata motor sesi, akşamları kahvede çat çat taş sesi.

Manisa ile tarih boyunca çok yakından ilişkisi olmuş Foça’nın. Yuntdağında ki Aioil kenti olan Aigai gibi Foça da Aioiller tarafından kurulmuş. Kankalar yani.13.yy da Saruhanlılar Foça’dan gelerek Bizanslı Laskarislilerden Manisa’yı almışlar daha sonra Manisa’da şehzadeyken yaşamış olan Fatih Sultan Mehmet gözüne kestirdiği Foça’yı Osmanlı topraklarına katmış. 1867 yılında Foça, Manisa eyaletine bağlanmış ancak şimdi İzmir’in ilçesi olmasına rağmen yine Manisa’lıların istilası altındadır.

Yıkık, metruk, koruma altında ki taş yapılar restore edilmeye başladığında şekil şemal değişmeye başlamış. Gözünü açan, atla Üsküdar’ı geçmiş ama balık da kavağa çıkmış. Eski adına yakışır şekilde daha da eskirken yeni de eskimeye başlamış.
 

Taş evler bir bir onarılırken tarihi kasaba kendine geldi; daracık sokaklar, birbirine yaslanmış taş evler, Sakız Sardunyalı bahçeler, Begonviller duvarları sararken renkleriyle taşları, kapı önlerinde rengarenk Ortancalar koca koca başları. Kimi mavi, kimi kahve rengi, kimileri beyaz, aralanmaya başladı kapıları. Bir sokağı var ki Palmiyeler uzamış da uzamış heybetli, çam ağaçları olanında insan boyu bahçe duvarları insanî, kollarını açsan duvarlara değecek kadar dar sokaklarda kapı önünde muhabette komşular, geçemezsiniz ayaklarını toplamadan o kadar darlar.

Sanki denizi yokmuş gibi, o kadar anlattık ki eski evleri, dar sokakları, 

Olmaz mı hem de tertemiz ama turkuaz değil olaydı istila edilirdi buraları.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: