İçeriğe geç

NERDE O ESKİ GÜNLER Mİ?

15 Temmuz 2016

Ekmek vesikada, buğday olsa ekmek olacak bir lokmanın paylaşıldığı açlığa alışıldığı sütlerin kesildiği bebelerin açlıktan uyku tutmayıp ağlamaktan kırıldığı günler. Komşuda yok ki sende olsun çarşıda yok ki mecidiyen geçsin, olan saklıyor nerden buldun diyecekler diye? Olmayanın patatesi ekmek soğanı katık yaptığı günler.

 

Bir gün el altından bulunan unla bayram yapılıyor o akşam evde ekmek var yakın akrabalar, komşular yemeğe çağırılıyor. Alay-ı vala ile fırında yapılan ekmek kesiliyor herkes gözlerini tepsi büyüklüğünde ekmeğe dikmiş mis gibi kokusundan geçmiş vaziyette kendilerine düşecek payı bekliyorlar. O akşam ekmekle yenen yemeğin ardından mangal ateşinde pişen dibek kahvesinin sohbetinde uzunca oturuyorlar her ağızdan bir laf çıktığından gürültü sokaktan duyuluyor. Bu evde bir şeylerin olduğunu kapı önünden geçenler merakla birbirlerine soruyorlardı. Yatsı ezanıyla dağılıyorlar gürültülü evden.

 

Elde ki gemici fenerinin cılız ışığı sokağın karanlığını aydınlatmaya yetmiyor, ezbere bilinen sokak taşları aşina ayaklara takılmıyor, her biri tahta kapıların paslı menteşe gıcırtılarında kayboluyorlardı.

Uykuları ağırlaşmış sabah ezanı duyulmamış neredeyse öğle vaktini bulmuş uyanmaları. Kalkanın başı hala dönüyor. Sendeleyenler birbirlerine bakıyor sebebini araştırır gözlerle. Uzun zaman ekmek yemediğimizden diyorlar kendi kendilerine. Biri yan komşuya geçip hallerini soruyor onlarda henüz uyanmışlar aynı şikayet onlarda da var. Akrabalardan biri geliyor. Bize bi haller oldu. Sizin durumunuz nasıl? Başım dönüyor zorla geldim buraya kadar diyor. En son el altından unu bulana gidiliyor. O da şaşkın sonunda anlaşılıyor biri bizi buğday unu yerine arpa unu satarak kazıklamış lar, arpa unundan ekmek yapmışız o da bizi sarhoş etti. Evet teşhis doğru herkes arpadan sarhoş olmuştu. 

Başkalarına söylemeyin diye aralarında kavilleştiler utançlarından. Yıllar geçmesine rağmen arpanın husumeti, satanın musibeti anlatılmadı. Onun için “nerde o eski günler” de diyemiyorlar. 

Eski günlerde; savaşlar vardı cepheden cepheye koşan kocalar, kardeşler, oğullar, genç yaşta çocuklar, dedeler, mermi taşıyan demiryolu tamir eden nineler, bacılar vardı. 

Hedeflerinde, akıllarında vatanı kurtaracağız diye umutlar, gelecek için ufuklar ve bize bahşedilen şimdi ki günler vardı.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: