İçeriğe geç

TREN Mİ KARA, AYRILIK ACISI MI KARARTIYOR HAYATLARI?

30 Ocak 2017

Makinist başını dışarı uzatır kondüktörün yeşil levhasını görür, tiz düdük sesini duyar, makinist kolu çeker trenin sesi uzaklara ulaşırken homurdanan lokomotif ağır ağır dönen iri demir tekerler kalınca gel git hareket kolu hız aldığında o tonlarca ağırlığında ki demir tekerler patinaj yapar raylar üzerinde. Yavaşça dönmeye başladığında, aralanan pencerelerden sarkan eller aşağıda ki eli tutarken trenin yavaş hareketine adımlar uyar sonra koşar, bir müddet sonra bırakılan eller sallanmaya başlarlar, bir zaman sonra o eller göz yaşlarını silerken uzaklar buğulanır.

Kapkaradır ayrılıklar, karası sinmiştir kara vagonlara, kara dumanlar istasyonu boğar, gurbet karası çöker rayların üstüne, hasret yarası gönüllere. Uzun uzun çalarken makinist gurbet hasret nedir bilmez başına gelmeyen anlamaz edalardadır. 

Hızı gidişinden değil trak trak ray eklerinin tekerler altında ses vermesinden anlaşılır. İki ses hiç bir zaman tek sese dönüşmez ama. Cufu cufu trak trak bir zaman sonra duyulmaz olur kulaklar alışır gider. Gidişi değil ama uzaktan seyredilişi güzeldir gözden kopmaz uzayıp giden vagonlar rayların kıvrımlarında yılankavi çizgiler çizer. Tekerlere bağlı ana kol öyle bir gidip gelir ki vagonlar bunu farketmez havalardadır. O yırtındıkça diğer tekerler bildiklerini okur. 

İstasyonda bırakılan göz yaşları, sevenler, kısa zamanda dönmeyi bekleyenler geride kalmış. Yeşillerin arasında giden her trakta varacağı yere yaklaşan kıvrım kıvrım çizgiler çizen, bir eda, bir işveyle giden vagonlar; önde ki öfkeyle kara dumanlar çıkaran, bazen zorlanan, ayarı bulduğunda düttt düt öten, kara mı kara, silindir kazanı, kömür karası her yanı, lokomotif denen çekiciye ayak uydururlar. Bir istasyon bir başkası daha derken inen binenlerin el sallamaları alışkanlık mı ne, her istasyonda aynı terane.

Son istasyon son durak çift demirin bittiği yerin sonunda çapraz kalın odunlar vardır. Olur da kayar vurarak dursun diye. Vuranı görülmemiştir ama bunu görenler yolun sonuna geldiğini anlarlar.

Çaprazlar vardır silmek istediğimiz yazıların üzerinde. Yarası acıtıyorsa silmek istediğimizi karalarız karalar bağlarken. Sonra göz yaşı faslı başlar, akar akar akar, eller kollar inmiş, baş omuzdan düşmüş, hüzün, kararan düşünceleri sarmış, çekiyorda çekiyor taa derinlere.

Ondan karadır trenler, kömür karası değil hasret karasıdır. Ayrılıkların rengidir.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: