İçeriğe geç

GEÇ KALIYORUZ

13 Şubat 2017

Kızının büyüdüğünün farkında olmayan babayı bir gün anne uyarır. “Yahu adam bu kız gelinlik çağına geldi eve bazen tanıdık bazen eş dost vasıtasıyla tanımadık gelen giden oluyor sana duyurmuyorum ama bu kız büyüdü ki gelen gidenin ardı arkası kesilmiyor. Bu akşam oturalım da bi konuşalım. Sen ne diyorsun?” “Yav daha kaçında bu kız hele bi okulu bitirsin ne acelemiz var onlar değil biz karar verelim. Hem bunu kızın yanında ulu orta konuşmayalım çok elzem olursa eşek hikayesi deriz şu bizim eşeği diye lafa başlarız kızın aklını da çelmeyelim.” Bu konuşmayı dinleyen kız mutlu mesut sevdiği ile evlenebileceğini düşünür. Gel zaman git zaman evde hiç evlilik muhabbeti olmaz. Dayanamayan kız, “Anne uzun zamandır eşek muhabbeti yapmıyorsunuz ya.” Der.

Bizim imar planı da bu hikayeye döndü uzun zamandır muhabbetini yapmıyoruz. Ama kızın gelinlik çağı geçiyor, anne babanın yaşları gidiyor, yarın emri hak vaki olduğunda bu kızı kim evlendirecek mürüvvetini göremeden torun torba sahibi olmadan göçüp gidecekler.

Plan yapmakta yaş, zaman geldi de geçti bile. 1989 da doğan imar planı 2017 de 32 yaşına geldi. Manisa’nın doğusunda Nurlupınar batısında Horozköy vardı gecekonduların mesken tuttuğu. Sonra Cumhuriyet, Hafsa sultan, Fatih, Barbaros, Kuşlubahçe, Spil, Fevzi çakmak, Akpınar, Bayındırlık, Gediz, İshak Çelebi, Kocatepe, Kazım Karabekir, Ahmet Bedevi, Turgut Özal, Adnan Menderes. Ebediyete intikal etmiş büyüklerimiz hatıraları mahalle isimleri ile yad edilirken, yetmedi rakamlara baş vuruldu 50. Yıl mahallesi gibi. 

Manisa Belediyesi’nin 2010’da ilk imar planı teşebbüsünden bu yana geçen altı, yedinci seneye girdik bu kadar zamanda yeni oluşan gecekondu mahalle isimleri için teklifler yakında Manisa Büyükşehir meclisine gelir.

Şehrimizde nüfus artışını tetikleyen göçe sebep doğal olarak Organize Sanayi Bölgesi başı çekmekte. Onun için her il ilçe kendi bölgelerinde OSB yapılmasından yana Ankara’nın yolunu aşındırıyorlar. İstihdam yaratılsın, halkına geçim kaynağı için iş imkanı oluşsun ilimiz ilçemiz gelişsin kalkınsın diye. Her yeni yapılan fabrika asgariden 50-100 işçi çalıştırmayı hedeflemişse bunu dörtle beşle çarpmamız gerekir. Bu insanlara barınacak ev, okuyacak okul, ticaret, park, yol, cami, yeni sosyal alanlar… yapılması gerek.

İşte bunlar olmayınca imkansızlıklar içerisinde olan ile imkanları olanlar arasında bir ayrışım oluşmaya başlar. Oysa kentte yaşayan her bireyin; eşit haklara, eşit imkanlara, eşit yaşam şartlarına… sahip olması gerekir. Bu da yapıldı yapılacak, diye beklenilen, imar planı artık bu asırda adı bile değişti ‘YAŞAM PLANI’ yapmaktan geçer.

Nokta atışı yıkıp yapmak, kaçış planıdır: Gelecekten, zorluktan, düşünmekten, ileriye dönük çözüm bulmaktan, kendimizi göstermek istemekten, seçimlere kadar yetiştirmekten…bulunan çözümler çözüm değil geleceğe düğüm atmaktır. O noktayı o adayı, o okulu, o yolu, o kavşağı düğümleyip bağlamak ileri de master planlamayla yapılacakları çözümsüz bırakmaktır. Günü kurtarmaktır.

Merkez ilçelerin mevzi imar planları ile gemilerini karadan yüzdürmeleri bu dediklerimize çare olamaz, aksine yapmak istedikleri mevzii imar planları, planlı gecekondular yapmaktan başka bir şey değildir.

Aslolan: Günü kurtarmak değil, geleceği tasarlamaktır.

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: