İçeriğe geç

MEDENİYET, TEK DİŞLİ CANAVAR

3 Nisan 2017

Bizim oralarda gelincikler, papatyalar açmış bahar esintileri başlamıştır. Sırtına bir hırka, koluna sevdiğini, eline çocuğunu alanlar kırlara koşmuştur. Ağaç gölgeleri aranır olmuş, toprağa cemre düşmüş, toprağımın kokusu vatanımın her yanına yayılmıştır. Buram buram toprak, yemyeşil çimenler, masmavi gökyüzü, pırıl pırıl güneş. Özlem dağlarken yüreğimi: Manisa’mın dumanlı dağının dereleri, kar sulu tarihi çeşmelerinin berrak suları yanık gönlüme serpintidir.

 

Arnavut kaldırımlı, kıvrılarak giden duvarlara tırmanmış baygın kokulu hanımelli dar sokakların, mor salkımlı alçak avlu duvarlarının eğreti duran sokak kapıları. İçerlek evlerin hayatlarına giden avlu içerisinde ki teneke saksılarda ki sardunyalı yol, yeşil, kahve renkli yosun tutmuş çingene kiremitlerinin birbirlerine sarılışları, çivit kuşaklı kerpiç duvarlarının yaslanışları, gölgelerin kol gezdiği bir o yana bir bu duvara dayanışları, “Akşama annemgiller size gelecek evde misiniz? Seslenişleri.

 

Şırıl şırıl akan sokak çeşmelerinde sohbetler, akşam ezan vakti olmuş  dolmayı bekleyen testiler, soğuk su içme bahanesiyle eve gecikmeler, Narlıca’nın Üç Oluklu Çeşme ile aynı tarihi paylaşan yıllanmış çınar eğilmiş, yıllarca söylenmiş her bir hikayeyi anlatacak gibi sırasını beklerken, akşam vakti dumanlı dağın eteğinden dönen bir kaç inek su içmek için kaygısızca yaklaştılar çeşmenin yalağına…

 

Narlıca’nın beyaz badanalı evleri grileşti Haydar Deresi’nin ardından batan güneşle. Gölgeler gitti sokaktan, esintiler mor salkımları yalarken sakinlik eğreti avlu kapılarından içeri sızdı. Gaz lambalarının isli şişeleri zorlarken karanlığı, gökyüzü hiç bu kadar mücevhere benzememişti. Hayata kurulan yer sofrası, büyük sininin üzerinde tarhana çorbasının ardından gelen kurutulmuş biber patlıcan dolması iştahları kabartıyordu…

 

Sigara dumanının dağılışından belli olan bahar serinliği bastırmış, hayatta biten yemeğin ardından yatsıdan önce içilen dibek kahvesinin kokusu odaya sinmişti. Lalapaşa’dan Yatsı Ezanı gecenin sessizliğini aralarken çeyizin üç aşınma izli seccadelerinde eller hak’ka ulaşmış, yataklar musandradan serilirken yere, çocuklar çoktan uyumuşlardı koşuşturmanın yorgunluğundan…

 

# # # # # #

 

ESKİ MANİSA FOTOĞRAFLARI diye tarihten bir sayfa açılmış feyste. Siyah beyazlar paylaşılmış, renksiz, silik, seçilemiyor bile. Bir tanıdık yüz, bir bildik sokak, bir ev aranıyor yansıtsın diye geçmişi. Tartışılıyor yanlışlar, buluşuluyor eski arkadaşlıklar, rahmetle anılıyor eski komşuluklar.

 

Heyhat kaybolup gittiler. Ne gelir elden?

Kadermiş öyle dediler, gitse de hepsi birden.  

 

Kim yaptı? Kim yıktı? Kimler yok etti?

Yüzlerde hayret ifadeleri, söylenti teraneleri.

 

Suçlular aranırken bir ordan bir burdan

Elde MOBİL TELEFONLAR! paylaşıyoruz bir yandan.

 

From → BASINDAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: