İçeriğe geç

YENİHARMANDALI’DAN KOLDERE’YE,

20 Ocak 2018

Hep batıya gidiyordum OSB, Karaali, Muradiye, Akgedik doğudan çıkabilir miyim diye. Yanlış rotaydı herhalde olmadı. Bu sefer batıdan çıkmayı denemek için doğuya doğru gittim. İlk tespit ettiğim rotam Yeniharmandalı’ydı. Kesmedi yorulmadım geçtim levhalarda Çavuşoğlu vardı oraya yöneldim epey gittikten sonra üç yol ağzında bir levha daha Çavuşoğlu diğeri Koldere şöyle baktım ikiside aynı mesafe gibiydi Koldere’nin uzaktan görüntüsü silueti geniş olduğu için yakın gibi gözüküyordu. O tarafa pedalladım. Geçen dönem döktüğümüz asfaltı şimdi bisiklet ile çiğniyordum!

Yolda köpekler ile dost gibiydik; kimi kuyruk sallıyor, kimi ayaktayken oturuyor, kimi de şöyle bir seslenip havlar gibi yapıyordu. Muhteşem Gediz Ovası kına gibi toprağın rengi, adam olmamız için buraya ekilsek dedim, adam gibi adam çıkardı. Hani adamın dibi diyorlar ya o cinsten. Henüz tarıma ters düşecek her hangi bir görüntü tesis mesis yoktu sevindim. Ziya Paşa’nın dediği aklıma geldi.

“Gezdim diyar-ı Gediz Ovasını ne çiftlikler gördüm.

Koldere’ye kadar gittim güllük gülistanlık köyler gördüm.”

Alt yapısı bitenlerin taş kaplamaları yapılmış bordürler çekilmiş yollara. Nerde çamur, nerde çer çöp? Pırıl pırıl her yan, her köy. Asfalt desen çöküntüsüz kazıntısız. Hani Eurosport da Avrupa bisiklet yarışlarında İtalya’dan, Fransa’dan köyler gösteriliyor tertemiz yemyeşil işte öyle bir şey buraları.

Koldere bas bas gelmiyor bir türlü baktım novigasyona 6 km var daha, inat ettik ya kahvede bir çay içip dinlenirim dedim ya. Uzaktan gördüğün koyun sürüsü yol kenarında yaklaştım mutlaka köpeği vardır bu sürünün dedim, yolun ortasına aslan gibi bir şey çıkmaz mı? Bağırdım çobana “Bir şey yapmaz değil mi?” Sopayı şöyle bir seğirtti “Yapmaz amca gel dedi.” Maşallah heybetli bir kangal öyle masum bakıyor ki.

Nihayet Koldere’nin içine girdim, sanki Paris bas bas kahvelere geleceğim yok anam merkez. Harbiden merkezmiş tam ortada güneşe karşı olanını seçtim kahvelerin içinden. “Selamün aleyküm” çaycı hemen geldi çay söyledim sonra iki kişi daha geldi yanıma; soracaklar ama nereden başlayacaklarını bilemiyorlar. Saruhanlıdan mı geliyon? Manisa’dan. Nerelisin? Manisa’lıyım. Yok sen karadenizliye benziyorsun. Bu soruya alışık olduğum için burnuma bakıp kehanette bulunmak istiyorsun ama her kocaman burunlu karadenizli mi olur? Arnavutların burunları da büyük değil mi? Haa sen de bizdensin dedi. Bakıyorum zorlanıyorlar. Belediyede çalışıyorum. Yaşıma göre, Ersan Atılgan zamanında mı girdin? Yok Cengiz Ergün zamanında. Hah şöyle ya rahatladık şimdi. Cengiz başkanı görür müsün? Görürüm. Söyle bizi de Manisa’ya alsın Saruhanlı’dan hizmet falan yok bizim Koldere’ye, bak Yeşilköy Manisa’ya bağlandı git gör Paris olmuş. Unutma ama. Tamam ama bak buraya da Büyükşehir hizmet ediyor alt yapıya başlamışlar bitince taş kaplama, asfalt istediğiniz gibi olur. Yok sen yine de söyle.

Saat 16.30’da kalktım. Antrenmansızım dönüş zor geldi bi daha bu kadar açılmayacağım dedim.

From → MANİSANIN SESİ

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: