İçeriğe geç

BORNOVA FORUM

18/07/2026

1960’lı yıllar. Mahallemizde sözü dinlenir, sohbeti çekilir, nasihati tutulur bir komşumuz vardı, Melihanım Teyze. Annemi çok severdi. Daha 3-4 yaşlarımdayken Kız Meslek Enstitüsünde (1938 yılında yapılmıştı. Atatürk, Türk Kadınlarının sosyal hayata karışabilmeleri için ülke genelinde bu okulları yaptırdı. Okulda biçki dikiş öğretilir, genç kızların diktikleri elbiseler, gelinlikler okulun 300 kişilik salonunun podyumunda defilelerde teşhir edilirdi. Bu salonda alman malı tuşları ahşap olan bir piyano var hala salonda duruyor) okuyan güzel bir kızı Belkıs (abla) vardı. (Büyüyünce öğrendim ki Seba Melikesi’nin adıda Belkıs’mış. Vay be.) Bağımızdan kışlık yaptığımız yiyeceklerden; kuru üzüm, kuru incir, badem Belkıs’a taşırdım. O, dikiş dikerken ben de onun dizlerinin dibinde oturur hayran hayran onu seyrederdim. Aşkın nolduğunu bilmeden Belkıs’ı çok sevmiştim. Annesi, annem, Belkıs bana gülerler, onlar için eğlence olmuştum. Evlenme çağına geldiğimde Melihanım Teyze “Azmi kızımı alamadın torunumu vereyim” deyip çocukluğumun komik halini gülerek hatırlatırdı rahmetli.  ‘Aşkın gözü kör’ işte o zamanlar söylenmeye başladı. 

İşte bu saygıdeğer Melihanım Teyze ben, İnci ile evlendikten sonra bir gün bize kapısının önünden geçerken rastgeldi. “Azmi oğlum arı ile karıyı gezdirmek lazım ki bal alasın.” Demişti. Bu sözü, gezmekten gelen İnci bana hala söyler.

Tabii bizimkiler kraliçe arı oldukları için bal yapmıyor ama oğul yapıyorlar. Oğul ne bilirsiniz, kovandan (evden) pılıyı pırtıyı toplayıp, çoluğu çocuğu alıp başka bir yere taşınmaktır.

******************

Bizimkilerle, geçen sene, sezon sonu yaklaşırken ki görüşmelerimizde “Allah nasip ederse seneye program yapıp gezelim” diyerek sözleşmiştik. Bu yıl sezonu açtık Kamuran hocanın bir de usta tarafı var. Her yaz, önce bu ustalığını seramiğinden sıvasına, astarından boyasına kadar yazlık evinin duvarlardına konuşturur, sonra aramıza katılır, yani gezi sezonunu geç açtık.

Atlar koşmasa, altılı kazanılmasa, (sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak…) nasıl çıkacağız yollara!?

Cavit Baba, bugünkü geziyi organize etti ama, ”Ben gelmeyeceğim, sizi vardan (orta hakemin televizyonu) izleyeceğim” dedi. 

Biz arabayı erken saatlerde servise bırakıp Forum AVM’de buluşacağız. İnci servis müdürüne aman biz önceden randevu aldık arabayı teslim edelim gidelim. Müdür “Buyrun önce bi çay kahve içelim.”  “Yok biz gidelim.”

Forum’a geldik. İş, Müdür çay kahvede ısrar etseydi buyrun forum da biz size ısmarlayalıma varacaktı. İkea’da öğle yemeğini yiyen soluğu alışverişte alıyordu. Son lokmayı yutarken tezgahtara laf bile yetiştirmeye çalışıyorduk. 

“Ah oram buram” diyen bizim takım kınından çıkmış keskin bıçak olmuştu. Forum zaten avuç içi kadar dolaşırken bazen yolda karşılaşıyorduk. Hava cehennem, el yelpaze, yüze doğru gel gel gibi sallanırken “öfff çok sıcak, şu sokağa girmedim.”  “Ay ben de bi Zara’ya girip geleceğim, çok yoruldum.”

Biz mi? Biz askerlik yaptık gez göz arpacık onikiden. Mediamarkete girdik hocamla. Hocam geçen sene de laptop bakıyordu hatta o zamanda beraberdik 9 taksidi kaçırınca almadı bu yıl 6 takside fit oldu. Teknosada anlaştık. Onun kartları iskambil destesi gibi 52 kart. Ben telefonla patroniçeye sor, tezgahtara dön, olmadı bir daha sor, bir daha dön. Sıcak bir yandan canı burnunda şimdi laf gelecek İnci’den, laf gelmeden “sen bi teknosaya geliver” dedim. Cüzdanını açtığında her bir gözde bir kart görüyordum. Meğer; maaş ayrı, kredi ayrı, o bonus, bu yunus! kartlarıymış. Manisa Belediyesi otobüs kartı, İzmir Belediyesi izban kartı. “Hani access.” Yok olmaz diyor tezgahtar, adı yakasında yazıyor “Aaa Batuhan, benim oğlumun adı da Batuhan” şirinlik felan sökmüyor, Nuh diyor peygamber demiyor. İndirim istedik. müdür geldi çarptı böldü bir eda bir vaveyla 1000 tl indirdi. Yan ağızla Batuhan’a 1000 tl için mi müdür geldi. Ne desen boş. “Şirket politikası”  “ulan burayada mı politika girdi.” Özgür yeni parti kuracakmış…

Hocam laptopu aldı, programı yükletti, bu arada bizimkiler yanaklarından süzülen ter taneleri gibi birer birer geldiler. Aysun Hocam, ne de olsa İngilizce Öğretmeni terlemeden önceden gelmiş. Takım ile kafede toplaşmıştık. Alınanlar gösterildi. Nurdan Hanımı işyeri açma telaşı sardı. “Yarın açacağım masayı, bu aldıklarıma koyacak yer açmak için, bi kaç parça birşeyler var onları…”

Laptopun şerefine dondurmalar benden dedi Kamuran hocam, yaladıkça içimiz ferahladı, kalktık her ne kadar laptopu alamasam da arabaya kadar ben taşıdım. Kalın karton kutunun içerisinde olmasına rağmen varlığını hissetmiştim. 

Servise geldik; parasını ödeyeceğiz, İnci hesabı görünce; orda ödeme, burda pazarlık derken Kamuran Hocam Forum’da hızını alamamış, şovrumda araba bakıyor. Hesabı gülerek gösterdi bir miktar eksik kalıyor, “Nurdan Hocam, biraz eksik kaldı.” “Üzülme, yarın kapı önünde masayı açacağım ya, tamamlarız.”

Bu serüven de aracın kliması sayesinde mutlu mesut bitti. 

From → BİZİMKİLER

Yorum Yapın

Yorum bırakın