ATIKLAR VE YARATIKLAR
Gazetelerde zaman zaman okuruz: “Belediye ekipleri Çaybaşı Deresi’ni yine temizledi…” Sosyal medyada da hemen arkasından paylaşımlar sökün eder; dereye çöp atılmaması yönünde uyarılar, sitemler, çağrılar.
Peki, değişen bir şey var mı? Ne yazık ki hayır.
Tarih, 17.07.2026 Belediye Çaybaşı deresini yine temizledi.
Ben hala anlamış değilim; bir insan evindeki atığı, çöpü Çaybaşı Deresi’ne neden atar? Derede doğru dürüst su bile akmazken, o çöpün oradan akıp gideceğini düşünmek hangi mantığa, hangi akla sığar? Kaldı ki su gürül gürül aksa ne yazar? O çöpün sürüklenip doğayı, denizleri kirletmesi mi daha doğru, yoksa medeni bir insan gibi çöp konteynerine atılıp hergün toplanan çöp kamyonları ile bertaraf tesisine gönderilmesi mi?

Mesele sadece kötü bir görüntüden ibaret değil. Dereye fırlatılan her bir çöp, o bölgenin can damarı olan asırlık çınar ağaçlarını zehirliyor. Köklere bulaşan çeşitli bakteri ve mikroplar, ağaçların kansere yakalanıp kurumasına sebep oluyor. Çaybaşı Deresi’nde birçok çınar ağacını tam da bu vurdumduymazlık yüzünden kaybettik, kuruyup gittiler. Birkaçı kurumuş halde hala duruyor ibret olsun diye!

Oysa bu dere, şehrimize değer katan, nefes aldıran kadim tarihi olan zenginliktir. Serin havasıyla, oluşturduğu hava akımıyla ve yeşil dokusuyla bu bölgenin akciğeridir. Tarihi köprüleri, taş duvarları ve asırlık çınarlarıyla koruma altındadır. Yukarıda Niobeden buyana, Saruhanbeyliği, birçok Osmanlı eseri cami, mescit, türbe, medrese, köprüler, Kırmızı Köprü dere boyunca yerleşmiş Manisamızın kimliği kültürü ayrıca turizme yönelik bir değeridir.

Ve acı olan şu ki; bu çöpü, eski koltukları, evsel atıkları oraya atanlar uzaydan gelmiyor. Başka mahallelerden, uzak sokaklardan kimse kucağında eski eşyayla buraya yürümez. Bu ayıbı, o bölgede, dere kenarında oturanların içindeki bazı “duyarsızlar” yapıyor. Şehrin göbeğinde, kendi evinin önünü kirleten bir zihniyetle elinde çöp poşeti işine giderken dereye savuran bir kafayla karşı karşıyayız.
Bu çevre kirliliğine sebep olan yaratıkların eğitimle düzelmediği meydanda.
Ben artık bu işin, bu yaratıkların eğitimle, rica minnetle çözüleceğine hiç inanmıyorum. Parkların, piknik alanlarının, oturma banklarının, otobüs duraklarının… zeminlerine yaratıklar tarafından atılan, bırakılan çöpleri hepimiz görüyoruz. Düzelme var mı? Hıyar.
Dere boyunca, hatta yukarıda saydığım alanlara 7/24 kameralar yerleştirip; bu şekilde çöp, atık eşya, çeşitli materyallerle kirletenleri atanları tek tek tespit edip, Manisa Büyükşehir Meclisinden il genelini kapsayan özel bir karar çıkartılıp, yüklü bir para cezası kesilmesi bu rahatlığı vurdumduymazlığı nispeten azaltır.
Yazımın bir yerinde öfkeyle, “Hayır” yazacakken elim sürçmüş, “Hıyar” yazmışım. Aslında çok da yanlış olmamış; doğaya, tarihe ve kendi şehrine bu saygısızlığı yapanlara bundan daha iyi bir sıfat bulunamazdı!
Çaybaşı Deresi bu şehrin hafızası ve nefesidir. Onu birkaç kendini bilmezin insafına ve kirli ellerine terk edemeyiz. Bu vurdumduymazlığa son vermenin vakti geldi de geçiyor!